Category Archives: Teknoloji

Bitcoin Madenciliği Nedir ve Nasıl Yapılıyor?

Standard

CryptoArticles_BitcoinMiningCryptoArticles_BitcoinMining

“Bir Bitcoin nasıl çıkartılır? Bitcoin nasıl üretilir? Bitcoin madenciliği nedir? Bitcoin mining nedir? Ben de Bitcoin madenciliği yapabilir miyim?” Bu sorular, Bitcoin’in  geçtiğimiz yıllarda yaşadığı büyük çıkış ile daha sık sorulmaya başlandı. Özellikle ben,  bu konuda gerek haberlerde Bitcoin zenginlerini duyanlar gerekse internetten okudukları ile kafası karışan eş dost ve arkadaşlarım tarafından sıklıkla sorguya çekiliyorum.

Aslında herkesin söylemeye çalıştığı şey şu; “Bitcoin madenciliği yaparak ben de zengin olmak istiyorum, ama nereden başlayacağımı bilemiyorum…” 

Fakat işin aslı şu ki, gerçekten çok istisnai bir durumda değilseniz, muhtemelen siz de Bitcoin madenciliği / kazıcılığı (ki bence madencilik daha doğru bir kavram) yapmak için geç kaldınız. 

Bunun neden böyle olduğu konusuna değinmeden önce, kısaca Bitcoin madenciliği nedir, bunu bir ele almakta fayda var.

Bitcoin Madenciliği – Dijital saman yığınında dijital iğne aramak…

Aslında Bitcoin madenciliğinin nasıl yapıldığından çok; neden çok önemli olduğu kendi başına uzunca bir yazıyı hak ediyor. Çünkü Bitcoin’i bu kadar önemli bir teknoloji ve büyük bir buluş yapan şeyin kilit noktalarından bir tanesi Proof-of-Work olarak bilinen konsept. Bu yazıda ise bu konuya kabaca değinip işin teknik kısmına çok da kafa yormak istemeyen okurlarımızın akıl sağlığını koruyacağım, en azından şimdilik.

Konuya girmeden önce çok kısa olarak dikkat çekmek istediğim bir şey var: Bitcoin çıkartmak, yani madencilik yaparak bir miktar Bitcoin elde etmek, madenciliğin tek amacı değil. Bitcoin madencileri aynı zamanda Blockchain denen ve yine BTC’yi BTC yapan özelliklerden birisi olan ve merkezi olmama özelliğine sahip (decentralized) hesap defterini de tutmaya yarıyor, bunun neden böyle olduğu ve ne işe yaradığı da yine başka bir yazının konusu olsun. Şimdilik sadece madencilik kavramını “Bitcoin bulmak/çıkartmak/basmak” olarak düşünelim…

Bitcoin madenciliği, aslında çok özet olarak anlatmak gerekirse, bilgisayarınıza özelliği olan bir sayıyı aratıp buldurmanızdan ibaret ve bu sayıyı özellikli yapan şey ise, bulunmasının oldukça zor olması ve bulmanın gittikçe zorlaşması.

Zor bulunmasının ve zorlaşmasının sebebi ise şans eseri değil. Bunun sebebi Bitcoin protokolü tasarlanırken, Satoshi Nakamoto tarafından ayarlanmış bir güvenlik önlemi olması. Bu güvenlik önlemi, (yani bulunmasının zor olması) herkes kafasına göre “Bitcoin basma” işlemini gerçekleştiremesin (ve/veya Blockchain’i manipüle edemesin…) diye var.

Aslında madencilik denilen şeyi, bilgisayarınıza oynattığınız bir şans oyunu ya da yukarıda yazdığım gibi, rakamlardan oluşan bir saman yığınında, yine rakamlardan oluşan bir iğne aratmak gibi düşünün.

Burada her bir yaptığınız arama hamlesini de, işlemci gücünüzle doğru orantılı olduğunu varsayın. Bu durumda bu işe ne kadar çok işlemci gücü yatırırsanız, saman yığınında bir iğne bulma olasılığınız o kadar artacaktır.

Bu arada, söz konusu dijital saman yığınının devasa, iğnenin de küçücük olduğunu hayal etmeniz olayı kavramanıza yardımcı olacaktır. Ve “samanlığın bir köşesinden aramaya başlamak” ve buna benzer şekillerde optimizasyon yöntemleri kullanarak işleminizi kısaltmak/şansınızı artırmak mümkün değil. Bu biraz kötü bir örnek olacak ama, iğnenin sürekli ve rastgele olarak yer değiştirdiğini düşünün.

Mining için kullanılan bir başka benzetme ise bilgisayarınıza kura çektirmek. Teknik olarak daha doğru olsa da, akla “şanslı olanın kazanacağı” bir sistem getirdiği için ben bunu tercih etmedim. Çok fazla şansa dayalı olmamasının sebebi ise, kura çekilen havuzun çok büyük olması ki, sadece ve sadece kura çekimi işine yüklü miktarda emek (işlemci gücü) yatıranların bu sözde “çekilişi” sürekli kazanacağı gerçeği.

Şu anki durumda (BTC protokolünün günümüz için belirlediği zorluk ve ödül seviyesinde), bu iğneyi bulan (yani “çekilişi kazanan”) madenci 25 BTC ödül kazanıyor. Bu rakam Bitcoin’in ilk zamanlarında 50BTC idi ve git gide azalacak [bir sonraki ödül adımının 2017 yılında başlaması bekleniyor ve o zaman ödül 12,5BTC’ye düşmüş olacak].
Buraya kadar sıkılmadan geldiyseniz, en azından Bitcoin madenciliği/kazıcılığı hakkında bir miktar fikriniz oldu demektir. Ama özet geçmek gerekirse; madencilik zor ve çok miktarda işlemci gücü gerektiriyor, zorluğu giderek artıyor, bu olurken de ödül miktarı azalıyor.

Bitcoin Madenciliğinin Kısa Tarihçesi

Bitcoin madenciliğinin ilk günden başlayarak sürekli zorlaştığını belirtmiştik. Bunun sebebi dünyanın dört bir tarafındaki sayıları git gide artan kişilerin, bu işe git gide daha fazla işlemci gücü yatırmaya başlaması. Sistem bu doğrultuda, piyasaya kısa sürede çok sayıda Bitcoin sürülmesini yavaşlatmak ve 10 dakikada 1 block hızını koruyabilmek için, kendi içinde otomatik olarak zorluk seviyesini ayarlıyor.

CPU Mining nedir? İşlemci (Aslında merkezi işlem birimi) madenciliği hakkında:

Bitcoin’in ilk günlerinde, herhangi bir bilgisayar ile madencilik yapmak mümkündü (hala mümkün elbette, ama maddi olarak hiç kazançlı değil çünkü oluşturduğu maliyeti, gelirinden çok daha fazla). Hatta resmi Bitcoin clienti diyebileceğimiz Bitcoin-QT kendinden mininge açık bir şekilde kullanıcıya sunuluyordu.

CPU mining dediğimiz şey, kullanılan bilgisayarın CPU, yani bilgisayarın merkezi işlem biriminin gücünden faydalanarak yukarıda bahsettiğimiz matematiksel işlemleri bilgisayara yaptırmak ve sonuç olarak Bitcoin elde etmekti.

Fakat kısa süre sonra hem Bitcoin hakkında daha fazla kişi bilgi sahibi oldu ve mining akımına kapıldı, bu da networkün toplam işlem hızını artırarak zorluk seviyesini yukarılara taşıdı. Fakat CPU madenciliği devrinin sonunun gelmesi sadece bununla olmadı. Buna sebep olan başka bir faktör daha var…

GPU Mining nedir? Ekran kartı madenciliği hakkında:

Ekran kartları, Bitcoin (ve bazı diğer coin’lerin) madenciliğinin yapılabilmesi için gerekli olan matematiksel problemleri çözmekte, işlemcilerden (CPU) daha verimlidirler. Bunun sebebi de GPU’ların (Graphics Processing Unit), yani ekran kartlarının barındırdığı işlemcilerin, floating point hesaplamalarında daha verimli olmaları ve Bitcoin çıkartmak için gerekli olan işlemlerin, yoğun olarak bu hesaplamaları kullanmaları.

Bunu, yani neden GPU ‘ların CPU’lara göre madencilik işleminde daha efektif olduklarını konuya hakim olmayanların da anlayacağı bir benzetmeyle tarif etmek gerekirse; “GPU’lar kuvvetli ve hızlı maden işçileriyse, CPU’lar daha kalifiye, beyaz yakalı işçiler. CPU’lar belki daha eğitimli ve bilgili, fakat madencilik için GPU’lar çok daha efektif.” şeklinde özetleyebiliriz.

Her neyse, özetle; GPU’ların yani ekran kartlarının bu tür işlemlerde çok daha hızlı ve verimli çalıştıkları bilgisinin geniş kitlelere yayılmasından sonra, ki bu aşağı yukarı CPU madenciliğinin (Bitcoin difficulty’nin artmış olmasından ötürü) verimliliğinin azaldığı günlere denk geliyor, insanlar devasa GPU mining rig’leri (madencilik için toplanan özel bilgisayarlar) kurmaya başladılar. Pek çok ekran kartının bir bilgisayara bağlı olarak ve/veya pek çok bilgisayarın GPU gücünün bir havuz oluşturulup toplanmasıyla oluşturulan bu rigler ile, GPU minerlar altın günlerini yaşadılar. Bu süreç aşağı yukarı 2010 sonundan – 2013 başına kadar çok karlı bir şekilde sürdü diyebiliriz. En azından geniş kitleler için…

Günümüzde ise Bitcoin madenciliği artık sadece ASIC’ler  karlılık elde edilebilecek zorluk seviyesine ulaştı…

(FPGA mining konusuna şu an burda hiç değinmeden geçiyorum, çünkü geniş kitlelere pek ulaşmadığını ve ASIC’ler tarafından pabucunun dama atıldığını söyleyebiliriz, ama yine de ilerleyen günlerde yazının bu kısmına kısa bir güncelleme ekleyebilirim…)

ASIC Mining – Uygulamaya özgü tümleşik devre madenciliği hakkında:

ASIC miner nedir sorusu kafanızı kurcalıyorsa, yukarıdaki maden işçisi örneğinden yola çıkarak, bir ASIC miner cihazı için şunu söyleyebiliriz; doğduğu günden itibaren sadece madencilik için, hatta sadece özel bir maddenin (coin’in) madenciliği yetiştirilmiş, bu yönde uzmanlaşmış bir işçi düşünün.

ASIC’ler (application-specific integrated circuit) yani Türkçesiyle uygulamaya özgü tümleşik devreler, sadece yerine getirmeleri beklenen görevler için özel olarak üretilmiş işlemciler (ve ek olarak güç kaynağı, casing vb. minimal donanımdan oluşan cihazlar) olarak düşünülebilir ve söz konusu işlemi gerçekleştirmekte diğer tüm işlemci türlerinden hem daha hızlı hem de daha verimli çalışmaktadırlar (özellikle de ısı ve enerji tüketimi açısından).

Bitcoin mining için özel olarak üretilmiş ASIC cihazlar, 2013 yılı başından(yoğun olarak nisan-mayıs’tan) itibaren kullanıcıları ile buluşmaya başladı ve Bitcoin madenciliği, geri döndürülemez olarak değişti. GPU mining, CPU mining’e göre ne kadar hızlı ve avantajlıysa, aynı şeyi ASIC – GPU arasındaki fark için de söyleyebiliriz. Bu yüzden GPU ve CPU minerlar artık işe yaramaz hale geldiler ve devir ASIC cihazlarının devri oldu. (Gerçi CPU ve/veya GPU mining yaptığınız cihazları altcoin’leri mine etmek için hala kullanabilirsiniz, kimisinde daha karlı, kimisinde daha az karlı olarak…).

ASIC cihazların dezavantajı, ise spesifik coin’lerin madenciliği dışında bir iş için kullanılamamaları. Bu sebepten ötürü, bir ASIC miner, bir coin için karlı olma seviyesini geride bırakıyorsa, o cihazı çalıştırmak kazanç değil sadece elektrik masrafını yani zarar olarak geri dönüyor. Fakat bu da, karlılık ve bitcoin madenciliği konusunu ele alacağım başka bir yazının konusu.

madencilik

Fotoğraf kaynakları: Cnn.com

Peki gelecekte ne olacak?

Şimdilik öyle görünüyor ki, ASIC üreticilerinin hız savaşı, bir süre daha devam edecek. Üreticiler her 3-5 ayda bir yeni ürünlerini duyuruyorlar ve ön siparişleri alıp aylar sonrasında ürünleri müşterilere ulaştırıyorlar. Bir alternatif de, mining şirketlerinin mining hisselerini kiralamak.

Bunun dışında, şu an kısaca değinmek gerekirse, kişisel olarak sizin herhangi bir mining cihazı alıp BTC madenciliği olayına girmeniz, %99 ihtimalle, finansal olarak zarara girmenizle sonuçlanacaktır. Fakat bu demek olmuyor ki tüm coin’ler için aynı şey geçerli. Madencilik için diğer coin’leri tercih edebilirsiniz.

Sonuç: Nispeten uzun bir yazı oldu, fakat Bitcoin madenciliği konusunun yüzeyini kazımayı başardık. Yüzey diyorum çünkü tahmin edeceğiniz üzere konu, çok ama çok daha derinlikli bir konu. Bu işe derinlik katan bir başka faktör ise, pek çok farklı coin için pek çok farklı madencilik dinamiği olması. Her ne kadar süreç birbirine benzese de, hem coin’lerin gelişimleri hem de karlılık vb. konularda büyük farklar var.

Reklamlar

Kripto Kazanma Formülleri¿

Standard

Kripto-Kazanma-FormülleriKripto kazanma formülleri kurumlar tarafından elde edilen bilgiler doğrultusunda rahatlıkla ilerleyen sistemi oluşturuyor. Şahıs olarak bitcoin elde etmek ve bu bitcoinlerle para kazanmak için kullanılması gereken formüller, geçmişte birçok firmanın kullandığı formüllerle aynıdır. Alım satım işleminin tıpkı forex ve borsada olduğu gibi ilerlediğinden bahsedilebilir. Herkes için uygun fiyatlarda hesap açılabilmesi ve bu hesaplarda deneme amacıyla çok uygun miktarlarla işlem yapılabilmesi mümkün oluyor. 20 Türk Lirası da dahil olmak üzere elektronik cüzdan hesabı açabilirsiniz. Bu hesapla birlikte anlık bitcoin fiyatlarına göre küsüratlı değerle alışveriş başlatabilirsiniz. Bu esnada, para biriminizin Dolar karşısındaki değeri son derece önemlidir. Satın alma işleminde Dolar ne kadar yüksekse o kadar zarar edersiniz. Satışta ise Dolar ne kadar yüksekse o kadar kar edersiniz.


Sanal Para Birimi Nasıl Kazanılır?

Kazanç sağlanabilmesi için yatırımın dengesi ve durumu son derece önemlidir. Bu arada bitcoinin her ne kadar para birimleriyle çok fazla ilgisi olmasa da, paranın gerçek hayatta kullanılabilmesi için belirlenen bir değeri bulunuyor. Bu değer günümüzde 1 bitcoin için Bin Doları geçmiştir. Herkes için para biriminin kazanılması iki farklı yasal yöntemle gerçekleşebiliyor. Üretim yapılabilir veya satın alınabilir. Yasal olmayan bir diğer yöntem de başkalarının hesaplarındaki para birimlerini çalmaktır. Bu işlemi yapan ve hiçbir şekilde yakalanma riski bulunmayan yüzlerce büyük hacker bulunuyor.

Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, gün içerisinde alım satım işlemlerinin doğrultusunda işlemlerin sonrasındaki süreçtir. Kripto kazanma formülleri arasında dikkat edilmesi gereken en önemli husus, işlemlerin hiçbirinin kayıt altına alınmıyor olmasıdır. Eğer alışverişi gerçekleştirdiğiniz adresteki bilgilerinizi ve bitcoinlerinizi güven altına almazsanız, çalınma riskiyle karşı karşıya kalırsınız. Milyonlarca hesap olsa da, elektronik cüzdanlar çoğu zaman hiçbir şekilde güven vermeyecektir. İşlemlerin yapılabilmesi ve alım satımın gerçekleştirilebilmesi için para sadece birkaç dakikalığına hesaba aktarılmalıdır. İki, üç veya daha fazla gün boyunca hesaplarda duran paralarda sorun ortaya çıkabiliyor.

Infinity Economics Nedir?

Standard

infinity-economics-kac-dolar

Bu yazımda sizlerle Infinity Economics ve Infinity Coin (XIN)’den bahsedeceğim. Bitcoin’in 2011 yılından itibaren sağladığı kazanç fırsatını kaçırmış olup, ” Keşke zamanında bitcoine yatırım yapsaydım.” şeklinde düşünen herkesin bu yazımı dikkatle okumasını ve karşılarına sürekli yeni fırsatlar çıkabileceğinin ve doğru kişilerin, doğru yönlendirmeleriyle büyük kazançlar sağlayabileceklerinin bilincinde olmasını istiyorum.

En baştan başlayacak olursak,

Bitcoin 2009 Yılında Satoshi Nakamoto tarafından icat edildi ve dünyanın ilk kripto parası olarak tarihe geçti. Çıktığı günden bu yana arkasındaki teknoloji ile her gün değer kazanan Bitcoin 0.004 dolar gibi bir değerden başlayıp günümüzde 1000 dolara kadar değer kazandı.

Açık kaynak kodlu olarak yayınlanan bitcoin yazılımı, bazı girişimcilerin de ilgi odağı oldu. Bu yazılım sayesinde yeni kripto paralar üretildi ve kripto paralardan birisi popülerliği Bitcoin’den sonra gelen Ethereum. 1 Ethereum 11 dolar civarı değerden günümüzde alınıp satılıyor.

Çoğu coin, popülerliği yakalayamadı veya arkasında geliştirilmiş bir teknoloji, büyük bir kitle ve pazara sahip olamadıkları için yok oldular.

Binlerce coin arasından Ethereum gibi bir kaç coin piyasada tutunmayı başardılar. Ethereum’un Bitcoin’den sonra gelen ikinci popüler coin olarak görülmesinin sebebi ise piyasaya çıkarken yaklaşık 4 bin kişilik bir topluluk tarafından destekleniyor olması. Arkasındaki Blockchain teknolojisi gereği bir coinin sahibi tek bir kurum ya da kişi olmayıp, onun alım satımını yapan destekleyen topluluk tarafından sahiplenilir. Bu topluluk ne kadar büyükse coin o kadar değer kazanır ve coinin değerinin büyük olması yeni yatırımcılarla beraber topluluğunda büyümesi anlamına gelir.

Bugün Almanya başta olmak üzere Türkiye dahil bir çok Avrupa ülkesinde büyük bir heyecan yaratan Infinity Economics coini üst sıralarda yerini almak için geliyor.

Infinity Economics, günümüz şartlarında en gelişmiş ve geliştirilmeye açık olan Blockchain teknolojisini kullanarak diğer coinlerden farkını da bir kez daha vurgulamıştır. Infinity Economics en güncel, en modern altyapıya sahip olan bir kripto para birimi ve ödeme sistemidir. Bünyesinde birçok özelliği bulundurmaktadır.

Infinity Economics’in Bitcoin’e Göre Avantajları

Bitcoin ile sadece para transferleri yapabiliyorken, Infinity Economics’in sağladığı blockchain teknolojisi sayesinde para transferlerine sadece alıcı tarafından okunabilecek kriptolu mesajlar da gönderilebiliyor. Para transferlerinin yanı sıra; Smart Contracts dediğimiz şirket hisseleri, isim hakları, patentler üyeler tarafından alınıp satılabiliyor, bağımsız ve güvenli oylamalar yapılabiliyor.

Ethereum arkasında 4.000 kişilik topluluk tarafından desteklenerek tutunmayı yanında da istikrarı getirmeyi başardı. Blockchain 2.0 teknolojisiyle desteklenmiş 28 bin kurucu üye tarafından finanse edilmiş, ve şuan 100 bine yakın kişiye wallet sağlayan Infinity Economics’in çok daha büyük bir başarı yakalacağı, piyasa değeri birkaç hafta sonra 3-4 doları bulacağı, bir yıl içerisinde ise 40 dolar civarı bir değer alacağı ön görülüyor.

Infinity Economics’in Piyasa Değeri Kaç Dolar? Kaç Euro?

Şuanda üyeler arasında 1 doların altında alınıp satılan Infinity Economics coini birçok yatırımcının dikkatini çekmiş durumda. Şuan Sisteme üye olarak, üyelerden coin almak isteyen binlerce yatırımcı büyük bir arz oluşturuyorlar.

Infinity Economics Nasıl Kayıt Olunur?

Infinity Economics sistemine nasıl kayıt olunur ve nasıl wallet açılır biraz da sizlere bundan bahsetmek istiyorum.

infinity-economics-kayit-ol

infinity-economics.orgAdresine girerek Infinity Economics arayüzüne ulaşabilirsiniz. Bu arayüzde karşımıza çıkan seçeneklerden Wallet butonuna tıklayarak Infinity Economics Wallet Arayüzüne ulaşabilirsiniz.

infinity-economics-wallet-kayitWallet arayüzünde iki adet buton bulunuyor. Bunlardan soldaki New Account (Yeni Hesap Açma) butonu ve sağdaki MY Account (Hesabım) yani hesabınıza giriş yapma butonu. Eğer Infinity Economics Wallet hesabınız yoksa New Account butonundan yeni bir hesap açabilirsiniz.

infinity-economics-yeni-walletYeni Wallet Oluşturma İşlemi 3 Aşamadan oluşmaktadır. Yukarıdaki görselde belirttiğim üzere ilk olarak karşınıza kabul etmenizi istedikleri bir sözleşme çıkıyor. 1 Numara olarak belirtiğimiz butona tıklayarak ikinci aşamaya geçiyorsunuz.

İkinci aşamada 2 Numara olarak belirttiğim kısımda size wallet’imize giriş için kullanacağımız 15 kelimelik bir şifre üretiyor. Dilerseniz bunu kopyalarak bir sonraki aşamada şifreniz olarak bunu kullanabiliriz. Aynı zamanda bu aşamada size ACCOUNT ID (Hesap Numarası) ve Public Key (Alıcı Adresi) gibi bilgiler de sunuluyor. Bu bilgileri mutlaka Güvenli bir yere not edin.

Üçüncü aşamada 3 Numara ile belirttiğim kısımda sizden 15 kelimelik bir şifre belirlemenizi istiyor. Daha önce sizin için ürettiği şifreyi kullanabilirsiz. Son Olarak 4 Numara ile belirttiğim butona basarak kayıt işlemimizi tamamlıyoruz.

infinity-coin-walletWallet Arayüzünde sunulan özellikleri, servisleri ve nasıl kullanılacağını sizlere yeni bir yazımda anlatacağım

Infinity Economics Türkçe Tanıtım Videoları

https://www.youtube-nocookie.com/embed/k5E95MPpqlo?rel=0&showinfo=0
https://www.youtube-nocookie.com/embed/ltNxtQiSorI?rel=0&showinfo=0

Bilgisayar Teknolojisi Nasıl Gelişti¿

Standard

alycck_pi_sayisi

Pi sayısı günümüz teknolojisinde de kullanılan oldukça önemli bir sabittir. Biraz daha derin düşünecek olursanız bu sayı düzgün bir çemberin çevre uzunluğunun çap uzunluğuna bölümü olduğu için evrenin varoluşunda meydana gelen kuralların değiştirilemez algoritmalarından biri olarak kabul edilebilir.Eğer evrenin herhangi bir yerinde bizden daha üstün teknoloji içinde yaşayan canlılar varsa onlarla birkaç ortak özelliklerimizden birisi Pi sayısı olmalı.

Pi Sayısının Doğuşu ve Hesaplanması

alycck-Pi-Tekerlegi

Pi sayısı çebmerin çevre uzunluğunun aynı çemberin çap uzunluğuna bölünmesi ile bulunur. Yukarıdaki animasyondan görebileceğiniz gibi eğer bir çemberin çapını 1 birim kabul edersek çember tam turunu tamamladığı zaman yaklaşık olarak 3,14… birim kadar yani Pi sayısı kadar mesafe katetmiş olur. Bu değişmez bir gerçektir.

Pi Sayısının Tarihçesi

Pi sayısının insanlık tarihinde geçmişe bakıldığında yaklaşık 4000 yıldır bilindiği tahmin edilmektedir. Aslında Yunan alfabesinin bir harfidi.

Giza’daki Büyük Piramit (inşa tarihi:2589-2566 M.Ö.) yaklaşık 1760 arşın çevre ve yaklaşık 280 arşın yüksekliğinde inşa edilmiştir; oranı 1760/280 ≈ 6,2857 ≈ 6,2832 bulunur ve bu yaklaşık olarak 2π kadardır. Bu orana dayanarak, bazı Mısırologlar Mısırlıların Pi sayısı konusunda bilgilerinin olabileceğini iddia etmişlerdir.

Pi sayısı konusundaki ilk yazılı kaynaklara gerçek değerinin yüzde 1’i içinde olacak şekilde yaklaşmış olan Mısır ve Babil kalıntılarında ulaşıldı. Babil kaynaklarında, 1900-1600 M.Ö. tarihli bir kil tablette Pi sayısı 25/8 = 3,1250 olarak günümüzdeki Pi sayısına virgülden sonra 1 basamak yaklaşarak hesaplamışlardır. Mısır’da ise 1650 M.Ö. tarihli, ancak tarihli bir belgeden kopyalanan kalıntıda (16/9) 2 ≈ 3,1605 olarak yine virgülden sonraki bir basamak doğru olacak şekilde kullanılmıştır.

Johann Heinrich Lambert’in Berlin Akademisinde 1768 yılında yayımladığı ispatla pi sabitinin irrasyonel bir sayı olduğu kanıtlanmıştır.

Pi sayısının tarihsel gelişimine baktığımızda günümüzde dahi tam bir sonuç bulunamamıştır, bunun nedeni virgülden sonrasının heaplanabilirlik açısından hassasiyetinin şu anki teknoloji ile mümkün olamayışıdır. Çeşitli formüller üretilmesine rağmen sadece her seferinde gerçek değere biraz daha yaklaşılmıştır. Arşimet 3.1/7 ile 3.10/71 arasında bir sayı olarak hesapladı. Mısırlılar 3.1605, Babilliler 3.1/8, Batlamyus 3.14166 olarak kullandı. İtalyan Lazzarini 3.1415929, Fibonacci ise 3.141818 ile işlem yapıyordu. 18. yüzyılda 140, 19. yüzyılda 500 basamağa kadar hesaplandı. İlk bilgisayarlarla 2035 basamağı hesaplanırken günümüzde milyonlarca basamağa kadar çıkılıyor.

Pi sayısı konusunda sona ulaşmak halen mümkün görünmüyor. Virgülden sonraki kısmında devreden bir kalıp yok. Eğer Pi sayısının devreden sayı kitlesi bulunursa matematik konusunda yeni türde analizler ve yemi matematik teknolojileri üretilebilecek.

Pi Sayısını Bestelemek mi?

Bunu sonsuza kadar yapabilirsiniz fakat devreden kısmına kadar gitmeniz gerekirse nakarata ulaşmak biraz zaman alabilir. 🙂

Aslında Pi sayısındaki düzeni müzik kullanarak anlamaya çalışmak güzel bir teori fakat dünyanın en keskin müzik kulağı bile sanıyoruz bir sonraki notayı tahmin edemez. Hala sonu bulunamayan bu evrensel sayıyı tahmin edecek derecede hassasiyet göstermek güç olsa gerek. Tabi belirli bir yerine kadar olan kısmı üzerinde yapılmış çalışmalar da var. Bunlardan birisini aşağıdaki videodan görebilirsiniz. Bir piyanist notalara 0-9 sayılarını yerleştiriyor. Sağ eli ile Pi sayısı üzerinde gezinirken sol eli ile notaların akorlarına basıyor ve ortaya hiç de fena olmayan bir müzik çıkıyor. Tabi tekrar dinlemek isteyeceğiniz kalitede olduğunu söyleyemeyiz fakat kötü bir deneme değil.

Sonuç olarak, Pi ile uğraş, insanın doymak bilmeyen bilim açlığı ve merakıdır. Onun basamakları sonsuza uzarken, matematikte yeni kavramlar ortaya çıktı. Bilgisayarın gücünü ve hızını onunla deniyoruz. Dolaylı olarak bilgisayar teknolojisinin gelişmesini adeta Pi sayısına borçluyuz.

Deep Web Seviyeleri (Ayrıntılı Anlatım)

Standard
traffico-non-umano

Deep Web kavramını daha iyi anlayabilmek için internetin yapısına bakmak gerekir. İnternet çok seviyeli katmanlardan oluşmaktadır. Her bir katmanda içerik ve güvenlik ve erişilebilirlik farklılık gösterir. Matrix filmini gözünüzde canlandırmak yararlı olacaktır.

Seviye 0 (Common Web) : Günlük kullandığımız interneti oluşturan katmandır.

Seviye 1 (Surface Web) : Yüzey İnternet. Ulaşmak için arama motorları üzerinden basit bazı sorgular yapmanız gereken internet. Güvenlik kameraları sunucuları, Access veritabanları buna örnek gösterilebilir. Temp mail hizmetleri, dns sorgulama hizmetleri türü hizmetlerin verildiği sitelerde bu seviyede hizmet verir.

Seviye 2 (Bergie Web) : Yalnız İnternet. Bu seviyede arama motorlarının arama sonuçlarını kitlediği siteler, FTP serverlar, indexlenmeyen adult filmler bulunmaktadır. Ulaşmak için arama motorlarında detaylı sorgular yapmanız gerekebilir. Bu seviyeye giren pek çok site arama sonuçlarında en son sayfalara atılır. Bu seviye normal yollarla ulaşabileceğiniz son seviyedir

—- Bundan sonraki katmanlara ulaşım için proxy kullanımını gerektirir. —-

Seviye 3 (Deep Web) : Başlangıç Deep Web Seviyesi. İkiye ayrılır.

1. Proxy Seviyesi : .onion sitelerin bulunmadığı fakat illegal olan her tür sitenin bulunduğu seviyedir. Arama motorları tarafından çoğu kez indekslenmezler. Pekçoğu sunucu kullanır. İçlerinde PHP kodlama sitelerde bulunur. Bu seviyede bulunanlara örnek vermek gerekirse: İllegal araştırma sonuçları, hafif düzeyde illegal adult filmler, hacker grupları, virüsler, script kiddieler, ünlülerin skandalları, VIP dedikodular, bilgisayar güvenliği ile alakalı konular, suikast videoları vb. Bu içerikler genelde illegal forum tarzı sitelerde barınır.

—- Bundan sonraki katmanlara ulaşım için tor kullanımını gerektirir.—-

2. TOR Seviyesi : .onion sitelerin işin içine girdiği seviyedir. Sitelerin geneli kişisel sunuculardadır. Bu seviyede bulunanlara örnek vermek gerekirse: ELIZA dataları, hacklenen sunucuların bilgileri, data tüccarları, gizli devlet belgeleri, wikileaks belgeleri, devlet sırrı satan casuslar, terör örgütleri, bomba ve silah eğitimleri, federal bilgiler, istihbarat sırları, illegal bilimsel araştırmalar, bilim adamları, shell network, assembly programcıları, gerçek hackerlar, microsoft gizli ağ bilgileri, güvenlik ve data analistleri vb. Bu içerikler genelde html kodlama sitelerde ve kişisel sunucularda barınır. Sunucu sahipleri, sunucularını korumak için her şeyi yapabilirler.

Seviye 4 (Charter Web) : Ayrıcalıklı Deep Web Seviyesi. Bu seviyeye ulaşmanız kolay değildir fakat ulaşabilirseniz size getirisi de ufak şeyler olmayacaktır. İkiye ayrılır.

1. TOR Seviyesi : Sadece Tor browser kullanılarak ek bir şey yapılmadan ulaşılabilen seviyedir. Bu seviyede; gizli şirket ve piyasa bilgileri, önceden belirlenmiş milyonluk bahis sonuçları, bilyon dolarlık satışlar, dünyaca ünlü silah kaçakçıları, tank – füze- savunma sistemi satışları, yasaklanmış filmler – videolar – kitaplar – müzikler, üst düzey görevlerde bulunan devlet casusları, önemli ses kayıtları, paralı askerler, paralı ordular, paralı özel timler, kara kutular, aşırı illegal ve yasaklanmış adult içerikler, devlet görevlilerinin seks kasetleri, detaylı gizli wiki ansiklopedileri, insan ticareti, uyuşturucu ticareti, yasaklanan kimyasalların ve ilaçların ticareti, kan bankalarından kaçırılan kanların ticareti, çocuk *****ları, yamyamların – vampirlerin öldürmek için insan arayışları, illegal deneyler için insan denek aranması, sniperlar, mafyalar, pedofoliler gibi şeyler bulunmaktadır. Bu seviyenin geneli .onion sitelerden oluşur. Tehlikeli seviyelerdendir.

—- Bundan sonrası için kapalı erişim gerekir. —-

2. Özel Erişim Seviyesi : Kesinlikle kontrol edilemeyen seviyedir. Şu ana kadar ulaşılabilmiş en tehlikeli seviyedir. Ulaşmanız için tor browserlar yetersiz kalır. “Closed Shell System” adı verilen özel bir ulaşma yöntemi vardır. Bu seviyede bulunan şeylere örnek vermek istersek: Yapay zekalı ölüm makineleri, yapay zeka işlemcileri, GGGEQP işlemcileri, Tesla’nın planları, kristalize güç kontrolörleri, hava durumunu değiştirebilen cihazlar, gizli HAARP projeleri, Atlantis’in yeri ve hakkındaki gizli araştırmalar hatta Atlantis’in bulunduğu yerin detaylı konumları, özel üretim motorların planları, Tanrı’nın olduğunu kabul etmeyenler ve ispatları, masonlar, illuminati, gizli algoritmalar ve hesaplamalar, global terör ağı, global cinayet ağı, global uyuşturucu ağı, global insan ticareti ağı, süper bilgisayarlar ve yapay zekalar vb vb. Bu kategorinin genelini bilimadamları oluşturur. Sitelerin tamamı kişisel sunucular yada özel üretim gizli sunucular üzerindedir. Bu seviyede uygulanıldığında dünyayı değiştirecek ispatlanmış deneyler bulunur. Ulaşmak için normal bilgisayarlar ve internet ağları yetersiz kalabilir.

Şu ana kadar anlatılan seviyeler Deep Web’in %80’lik kısmını oluşturmaktadır. Geriye kalan %20 nedir peki?

—- Buradan sonrası için Kuantum teknolojisi ile çalışan cihazlar ve internet gerekir. —-

Seviye 5 (Marianas Web) : Bu seviye hakkında fazla bilgimiz yoktur. Çünkü daha ulaşılamamıştır. Bu seviyeye ulaşmak için şu an kullandığımız teknoloji yetersizdir. Kuantum teknolojisi ile çalışan bilgisayarlara ve internete ihtiyacımız vardır. Bilinen en tehlikeli seviyelerdendir. Adını dünyanın en derin çukuru olan Mariana Çukuru‘ndan alır. Seviyenin sınırları belirsizdir fakat sonu vardır. İçerisinde bulunacak sitelerin dünyayı değiştirebileceği bilinmektedir. Bu seviye için “Eğer olurda birgün ulaşılırsa o gün internetteki savaş bitecektir” denilmiştir. Yüksek teknolojiye sahip AR-GE laboratuvarlarında bulunan pek çok bilim adamının bu seviyeye ulaştığı ve bilgi paylaşımı yaptığı söylenir. Burada bulunan bilgilerin tüm canlı yaşamını değiştirebilecek ve dünyaya hakimiyet kurulabilecek güçte olduğu bazı bilim çevrelerince belirtilmiştir. Bazı devletlerin ve hacker gruplarının da bu sistemlere eriştiği söylenir fakat bu konuda bilgi yoktur. Bazı bilim çevrelerinden sızan haberlere göre buradaki bilgilerle tüm dünyadaki nükleer füzeler çalıştırılabilir. İstihbarat örgütlerinin buradaki hackerlara nükleer sistemleri yok etmesi için iş teklif ettikleri iddia edilmektedir.

Seviye 6 : Bilinen en tehlikeli seviyedir. Hakkında hiçbir bilgi yoktur. Sınırları belirsiz ve sonu belli değildir. En gelişmiş teknolojiyle bile erişelememiştir.

Seviye 7 (The Fog/Virus Soup) : 7. seviye savaş bölgesi olarak tabir edilir. Eğer bir gün ulaşılabilinirse herkes kendi için savaşacaktır. Amaç seviye 8’e başka insanların çıkmasını önlemektir.

Seviye 8 (The Primarch System) : 8. Seviye direkt erişime açık değildir. Ne bir hükümet veya organizasyonun ne de kimsenin tam olarak bilmediği bir Primarch Sistemi tarafından kontrol edilir. Bu sistem ilk olarak 2000’li yıllarda tesadüfen keşfedildi. Sistem tepkisiz ve tüm internete değiştirilemeyen rastgele komutlar göndermektedir. Seviye 8 günümüz bilgisayarların baş edemeyeceği devasa bir işlem gücü olan “level 17 quantum t.r.001 level function lock” kullanır. En son olarak seviye 8 “İnternetin En Son Patronu” olarak geçer.

tum-bilinmeyen-yonleri-ile-internetin-gizemli-arka-sokagi-deep-web-768x440

ESP Nedir ?

Standard

esp-nedir-nasil-calisir

ESP; arabalarda kullanılan, kazaların önlenmesi için oluşturulmuş bir güvenlik sistemidir. İngilizce dilindeki açılımı “Electronic Stabilitiy Program“dır ve bu kelimelerin baş harflerinin kısaltma olarak yan yana getirilmesinden meydana gelmiştir. Türkçe’ye “elektronik stabilite programı” olarak geçen ESP sistemi araçlarda sağlamlık, manevra kararlılığı ve denge oluşturulmak amacıyla kullanılmaktadır. Otomobillerde ESP sisteminin var olabilmesi için, kendisiyle bağlantılı diğer sistemlere de  ihtiyaç vardır. Bu sistemler ABS ve ASR sistemleridir. ABS sistemi araçlarda kilitlenme durumunu engelleyen fren sistemi olarak kullanılırken ASR de patinaj olayını önleyen sistem olarak yer almaktadır. Bu iki sistem araçlardaki ESP sisteminin işleme girme aşamasında destek olarak bulunmaktadırlar. Otomobillerde EBS sisteminden çok daha önce kullanılmaya başlanan ABS gibi sistemler, ilk olarak 1970 yılında Mercedes’in S serisindeki bir aracında kullanılmaya başlanmıştır. Güvenlik için çok faydalı bir önlem olan bu tip sistemler o yıllardan sonra daha çok yaygınlaşıp diğer marka ve modellerde de kullanılmaya başlanmıştır. 1995 yılında Bosch markası, ESP sistemini de keşfetmiş ve o tarihten sonra bu sistem de yine ilk kez Mercedes’in CL serisindeki araçlarında sürücülerin isteklerine göre opsiyonel olarak konuşmaya başlanmıştır. Yakın tarihe kadar sadece C serisi ve daha üst segmentasyonlardaki araçlarda kullanılan ESP, günümüzde çoğu otomobil markasının çok standart sayılabilecek otomobillerinde dahi kullanılan bir güvenlik sistemi olmuştur. Öyle ki ESP sistemi bazı Avrupa ülkelerinde fabrika çıkışlı yeni trafiğe girecek olan araçlara üretim aşamasında opsiyonel olarak değil zorunlu olarak kullanılması gereken bir sistem haline dönüştürülmüştür.

ESP nasıl çalışır?

ESP, bir araçta kontrol ünitelerinden ve bu ünitelerle bağlantılı sensörlerden oluşmaktadır. Araç trafikteyken beklenmedik ani bir manevra yaptığında, virajlara dönülemeyecek hızlarla girdiğinde ya da çok ani frenlemeler yapıldığında aracın kendini savurma ihtimaline karşı ESP devreye girmektedir. Bunu yapma mantığı da az önce bahsettiğimiz durumların yaşanmasından sonra ESP hız sensörünü, aracın açı sensörünü, direksiyonun açı sensörünü ve aracın savrulma sensörünü devreye sokarak bu devrelerinden aldığı bilgiler ışığında o durumda müdahale gerektiren taraf ve lastik hangisiyse o taraftaki lastiğe fren yaptırmaktadır. Aracı bir şekilde güvenlik altına aldıktan sonra da motor kontrol ünitesini de devreye sokarak torku kontrol altına almaktadır.

Airbus 3D Yazıcı ile Motorsiklet Üretti

Standard

airbus-motorsiklet-634x330

Airbus dünyanın en büyük uçak üreticilerinden biri olarak anılsa da , APWorks ile birlikte çalışarak dünyanın ilk 3D basılmış motorsikletini üretti. 35 kg ağırlığındaki Light Rider(hafif sürücü) , adını hafifliğine borçlu. 6kW(8hp) elektrik motoruna sahip motorsiklet ilginç bir dış iskelete sahip. Airbus motorun günlük kullanımdaki yüklere dayanabileceğini belirtiyor. 80 km/h hıza çıkabilen motor belki otoyol için değil ama şehir içi kullanım  ve ulaşım için uygun olabilir. Bu ilginç motorsiklet H.R. Geiger tarafından tasarlandı.
İkinci nesil  APWorks’un patentli alaşımı ile üretilen Scalmalloy malzemesi sayesinde , alüminyum silisyum tozu karışımında çok daha güçlü bir yapıya sahip oluyor. Alüminyum-magnezyum-skandiyum alaşımla üretilen motorun iskeleti,  3D yazıcıyla yazıldı. Scalmalloy sayesinde boşluklu tek solid bir çerçeve oluştururken, normal iç kısımlar daha kolay ulaşılır hale geliyor. Biyonik algoritmalar kullanılarak geliştirilen iskelet, mevcut üretimdeki elektrikli motorlara oranla % 30 daha hafif ağırlığa sahip. Daha önce TE Connectivity  tarafından ilk üretilen elektrikli motor 200 kg ağırlığında ve 750 wattlık daha zayıf bir motora sahipti. Yine de Light Rider’ın hafif olması sizi şaşırtmasın, fiyatı hiç de ucuz değil. Sadece 50 adet üretilecek bu motor için 2450 dolar (7000 tl) depozito üzerine 56000 dolar daha ödemeniz gerekecek ki, bu paraya zaten en kral motoru alırsınız. APWorks bu sayede farklı üretilen motorsikletler üreterek, sonunda seri üretime geçmek istiyor. Gerçekten şanslıysanız sınırlı üretim 50 motordan birine sahip olabilirsiniz.

motorbaskc4b1