Category Archives: Sanat

Asıl adı Tahsin Tarık Üregil’di!..

Standard

tarik1

Türk sinemasının efsanevi aktörü Tarık Akan bu sabaha karşı özel bir hastanede hayata veda etti.  66 yaşındaki Akan bir süredir kanser tedavisi görüyordu.

Bir yıldan uzun süredir kanserle mücadele eden sinema sanatçısı Tarık Akan bugün hayatını kaybetti.

Önce sosyal medyada yayılan acı haberi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı doğruladı.

Vakıftan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Sanatçı olmanın dünyaya güzellikler sunmak olduğunu gösteren güzel insan, efsane filmlerin unutulmaz oyuncusu, ‘Anne Kafamda Bit Var’ın yazarı, ülkesinin ve halkının barış, demokrasi, özgürlük mücadelesinin militanı, ‘Ekmek, gül ve özgürlük günleri’nin yorulmaz savaşçısı, Ülkesinin güzel yarınlarına kucak kucak emek taşıyan, Nâzım Hikmet sevdasını, Nâzım Hikmet Vakfı’nın kuruluşundan bugüne yönetim kurulunun her dönem en aktif üyesi olarak gösteren Sevgili arkadaşımız Tarık Akan, 16 Eylül 2016 Cuma sabahı aramızdan ayrılmıştır. Işıklı anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Halkımızın başı sağ olsun.”

 Akan kısa süre önce yaptığı açıklamada evinde istirahat ettiğini ve iyi olduğunu açıklamıştı.

Müjdat Gezen, Tarık Akan’ın ‘kanserin karaciğerine sıçraması’ nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı.

Akan oyunculuk hayatına 1970 yılında SES dergisinin yarışmasıyla adım attı

tarik2

Tarık Akan, sinemaya geçmeden önce Bakırköy plajlarında cankurtaranlık, sokaklarında ise işportacılık yaptı.

1970 yılında Ses Dergisi’nin açtığı Sinema Artist Yarışması’nı kazanarak 1971’de sinemaya geçti ve Tarık Akan adını aldı.

1971 yılında ilk sinema filmi ile oyunculuk kariyeri başladı.

1972 yılında oynadığı film Suçlu ile 1973 yılında Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü aldı.

1973 yılında Yeşilçam’ın en iyi duygusal filmlerinden birisi olarak bilinen “Canım Kardeşim”de Halit Akçatepe ile başrolleri paylaştı.

1974 yılında Ertem Eğilmez’in yönettiği Rıfat Ilgaz’ın aynı adlı eserinden uyarlanan Hababam Sınıfı(1975) adlı filmde Damat Ferit adlı karakteri canlandırdı.

1977 yılında başrollerini Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz ile paylaştığı “Sürü” kariyerinin dönüm noktalarından biridir.

1978 yılında Cüneyt Arkın ile beraber başrol oynadığı “Maden” adlı film ile artık her türlü filmde oynayabileceğini kanıtladı.

12 Eylül’deki askeri darbenin ardından Almanya’da yaptığı bir konuşma nedeniyle Türkiye’ye döndüğünde tutuklandı.

12 yıl hapis talebiyle yargılandı. 2,5 ay hücre hapsi cezası aldı.

1982 yılında Şerif Gören ve Yılmaz Güney’in yönettiği “Yol” filmi ile çok büyük başarı elde etmiş ve dünyaya adını duyurmuştur.

Film 1982 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü alan tek film olmuştur ve Akan, En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde aday olmuştur.

1985 yılında Berlin Uluslararası Film Festivali’nde “Pansiyon” filmi ile Gümüş Ayı Mansiyon Ödülü’nü aldı.

1990 yılında başrolünü oynadığı “Karartma Geceleri” adlı film Yeşilçam’ın klasikleri arasında yer alır.

Tarık Akan, Altın Portakal Film Festivali adlı ödül yarışmasında yedi ödül alan tek erkek oyuncudur.

1973 – 2002 yılları arasında 12 ödüle layık görüldü.

Oyunculuk hayatına 111 sinema filmi, 4 televizyon filmi sığdırdı…

Sanatçı, hapishanede geçirdiği günleri ve darbe sürecini 2002 yılında “Anne Kafamda Bit Var” adlı kitabında anlattı.

Tarık Akan ayrıca, Aziz Nesin’in vefatından sonra oğlu Ali Esin’in sürdürdüğü vakıf başkanlığını devraldı ve 2005 yılında Nesin Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yaptı.

1991’den beri Bakırköy Taş Mektep’in İlkokulu’nun ortaklarından biriydi.

Yeşilçam’ın “politik yakışıklısı” olarak bilinen Tarık Akan, 3 çocuk babasıydı.

Bir süredir kanser tedavisi gören, Türk sinemasının efsanevi aktörü Tarık Akan bu sabah yaşama veda etti…

O, bizim jenerasyonumuzun, annelerimizin ve anneannelerimizin aynı dönemde kalbini çalmayı başarabilmiş, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi aktörlerinden biriydi.

Sadece yakışıklı görüntüsüyle değil, karakteri ve oyunculuğuyla da gönüllerimize taht kuran bu güzel beyefendiydi.

Türk Sinemasının Efsane Aktörü Tarık Akan’ı Kaybettik…
tarik

Tüyler Ürperten Doğa Katliamına Dikkat Çekmek İçin Çizilmiş İllüstrasyonlar!

Standard

Almanya’da bir reklam ajansı, bir sivil toplum örgütüne destek olmak amacıyla çevre katliamına dikkat çeken muhteşem illüstrasyonlardan oluşan bir sosyal kampanya hayata geçirmiş. Üç adet güçlü illüstrasyondan oluşan bu sosyal sorumluluk projesinde, insanlar tarafından hayvanların doğal yaşamlarının nasıl yok edildiği çarpıcı ve detaylı çizgilerle gösteriliyor.

Kampanyada birer maymun, geyik ve kutup ayısı resmedilerek doğa katliamına sebep olan üç farklı soruna farkındalık sağlanmak istenmiş: Orman yangınları, kesilen ağaçlar ve sanayileşme ile gelen iklim değişikliğinin sonucu; eriyen buzullar.

Kullanılan slogan ise “Destroying nature is destroying life” yani; “Doğayı katletmek yaşamı katletmektir.”

Orman yangınları

doga-katliami-600x424

Balta girmiş ormanlar

doga-katliami-600x4241

Eriyen buzullar

doga-katliam-kutup-600x424

Eserlerin renkler işlenmeden önceki, kil versiyonları

modeller-doga

Çizimlerin eklenmemiş hali

taslak-doga

Maymun figürünün detaylı çizimleri

yakin-goruntu-600x400

Geyik figürünün detaylı çizimleri

yakin-goruntu-geyik-600x400

Kutup ayısı figürünün detaylı çizimleri

yakin-goruntu-ayi-600x400

Kampanyanın billboardlardaki görüntüleri

doga-billboards-600x400

Antik nanoteknoloji harikası: Lycurgus Kupası

Standard

5-lycurgus-kupasc4b1-600x400

Antik Roma’da kullanılmış 1600 yıllık bir goblet. Ne gibi bir teknolojiye sahip olduğunun anlaşılması için ışığa tutulması gerekiyor. Kupa önden aydınlatıldığında yeşil, arkadan aydınlatıldığında ise kırmızı rengini alıyor. 1950’de bulunan kupanın sırrı ancak 1990’da çözülebildi. Yapılan mikroskop altı incelemelerde kupadaki camın, saç telinden 1000 kat ince, sofra tuzunun binde biri büyüklüğünde altın ve gümüş taneleriyle bezeli olduğu görüldü. Kupaya renk değiştirme özelliğini kazandırmak isteyen Romalılar, bu karışımın yoğunluğunu kesin değerleriyle biliyorlardı. Ama Romalıların nanoteknoloji bildiklerini biz yeni öğreniyoruz. Kupanın, içine konulan sıvıya göre de renk değiştirdiği sanılıyor. Ama bunun deneyinin kupa üzerinde yapılmasına izin verilmiyor. Ellerinden gelenin en iyisini yaparak kupanın bir benzerini ortayan çıkaran bilim insanları, içine su, bira ve tekila gibi farklı sıvılar koyduklarında ürettikleri kupanın farklı renkler aldığını gördüler. Yani elimizde bizi sarhoş ederken aynı zamanda gözümüze bir renk cümbüşü yaşatan “renkahenk” bir kupa var. Farklı türde maddeleri tespit edebilmek adına bilim insanları şimdi, Sezar zamanının bu teknolojisini günümüz sensörlerine adapte etmeye çalışıyorlar.

 

Metaldeki ebru sanatı: Şam (Damascus) Çeliği

Standard

“Game of Thrones” dizisinde Valyrian Çeliği olarak geçen bir başka antik icat daha… Aristo’nun dahi bahsettiği yaklaşık MÖ. 400-300 yıllarından beri “Wootz” adı verilen ham çelikten imal edilen bu kılıçlar; hem çok sağlam, hem inanılmaz keskin, hem de son derece esnektiler. Çeliğin yapım tekniği, Osmanlı’nın çöküş dönemine girdiği 18. yüzyılda aniden kaybolmuş. Sırrı ancak elektronik mikroskop altında incelendiğinde ve nanoteknolojinin yardımıyla ortaya çıkıyor. Onu özel kılan, yapımı aşamasında kullanılan kimyasal maddelerin oluşturduğu reaksiyonun kuantum düzeyinde gerçekleşmesi… Bugün bilindiği kadarıyla yapılan uygulamada, paslanmaz çelik ve karbon çeliği tabakalar halinde üst üste konulup dövülüyor. Katlanıyor ve tekrar dövülüyor. Bu işlem en az 500 kez tekrarlandıktan sonra bükülüp bıçak ve kılıç haline getiriliyor. Uygulanan bu işlemin diğer bir özelliği çeliğin görünümünde oluşturduğu desenler. Bu desenler iki ayrı vasıftaki çeliğin karışımından meydana geliyor. Desenlerin görülür hale gelmesi ise asit uygulamasıyla mümkün. Söylentilere göre; en usta demircilerin elinden çıkan Şam çeliği kılıçlar, kırılmadan ucu kabzasına değene kadar bükülebilirmiş. İpek kumaşı havada kesebilecek kadar keskin ve Haçlıların demir zırhlarını bir darbede ikiye bölecek kadar da sağlam olurmuş. Yine söylentilere göre; Şam çeliği yapılırken kesinlikle demir suya değdirilmez, her dövülüşten sonra üst üste dizilmiş taze hayvan postunda söndürülürmüş. Yine bazı rivayetlere göre; bu kılıçlar, hayvan postu yerine, esir düşmanların bedenlerine saplanarak soğutulurmuş. Son 60 yılda çeliğe olan ilgi giderek arttığından mütevellit, bugün dünyanın en fazla Şam çeliği üreten ülkesi ABD. Ancak Avrupa’da çok az sayıdaki bazı ustaların gerçek Şam çeliğine en yakın ve en güzel desenleri ürettiği biliniyor.

Bir Adamın Tam 365 Gün Boyunca Her Gün Karısı İçin Çizdiği Aşk Dolu İllüstrasyonlar

Standard

Curtis Wiklund’un illüstrasyonları arasında gezinirken, duygulanmamak elde değil. Michigan’lı bir düğün fotoğrafçısı olan Wiklund, karısı Jordin ile birlikteliklerini belgelemek için, bir yıl boyunca her gün onların yaşamından bir anı resmetmiş. Wiklund, karısıyla aynı evin içinde yaşarken, dişlerini fırçalamak için bir araya geldiklerinde bile romantik olunabileceğini, bu samimi çizimleriyle gözler önüne seriyor. İşte onun, aşkın nasıl güzel bir duygu olduğunu size iliklerinize kadar hissettirecek sıcacık çizimleri.

Mutlaka İzlenmesi Gereken 41 Kült Film

Standard

Kült filmleri neden izlemeliyim?

Kült filmleri neden izlemeliyim

“Eski film” denince muhtemelen pek çoğumuzun aklına “izlerken uyunacak filmler” gelir, hele bir de siyah-beyaz ise. Fakat modern sinema endüstrisi artık içimizi kaldıran klişeleri salt pazarlama stratejisi olarak sinemanın değişmezi haline getirmeden önce beyaz perdede sanat, derinlik ve -belki de en önemlisi- insanın ta kendisi vardı. En nihayetinde bol patlamalı, saçma sapan aksiyonlu ve izleyene hiçbir şey katmayacak filmlerden artık gına geldiyse, sinemaya gitmek dahi içinizden gelmiyorsa, ya da “izlediğim film bende iz bırakmalı” düşüncesindeyseniz, çok doğru yerdesiniz.

O halde başlayalım, değil mi?