Category Archives: Şair

Eli işte Gözü Oynaşta!!!

Standard

Nereides03İtina ile kurgulanmış bir yazı düşünün. Oldukça akıcı, dili yalın, his dünyasının renkleri ile bezenmiş ve çok da doğal. Her birimizin hayatından ufak ve ama sıradan bir kesit hissi uyandıran, yormayan bir yazı bu. Hani daha sonra da meşgul etmesin zihninizi. “Vakit geçirmenize” yarasın, adı hoş vakit olsun ama izi kalmasın.

Böyle bir yazı yazar mısınız?

Evet diyenler içinde bir bölük insan var. Onlar zaten yazıyorlar böyle yazılar. Ama onların okunması ve yazılarının takip edilmesi için bir de yöntemleri bulunuyor. Akılda kalıcı ve daha sonra da yazarına çekici, yeni yazılarını merak ettiren bir ilave: Cinsel temalar.

Kendi tecrübelerimi paylaşmak için bu yazıyı bir araç olarak kullanmayı düşünmem hiç. Gözü açılmadık sığırcık yavrusu değiliz! Genel meseleleri özel olanlardan daha öne koyan yapımızla, lafını etmediğimiz bu tür konularda bile “yeterince” bilgi sahibiyiz. O konuların yazılarda hangi sebeplerle ve nasıl işlendiği konusunda da…

Bana bunu yazdıran ne öyleyse?

Beyin ve kalbi iğdiş edilmiş bir milletin çocuklarının, farkında olmayarak bu anlamda ırzını kendi eliyle teslim ettiğini görmekten duyduğum büyük rahatsızlık!

Üç kuruşluk aklı ve “zaten aşağılık olan kendinden” duyduğu aşağılık kompleksi ile Türk’e ve değerlerine ahmak ahmak saldıran saldıraylar, ahlâk kavramına da böyle kıvırma hamleleri ile ve salyalı ağızlarıyla yaklaşmaktalar.

Bütün canlılar içinde eşini kıskanmayan tek örnek domuzdur.

Müslümanız ve domuz eti yemeyiz.

Ancak, arkadaşlar, zaaflarınızdan faydalanılarak size domuz servis ediliyor ve daha ileri gidilerek bu servis işi de sizlere yaptırılıyor.

Milyonlarca sinek lağıma konuyor diye lağımı meşrulaştıramazsınız.

Hukuk, ahlâk ve vicdan herkesi sınırlar. Bunların ötesinde bir de ÖRF vardır.

Örfünüzü kaybederseniz, eşkıyalaşırsınız.

Sonra birileri -her canları istediğinde- sizi bir makine gibi kurar ve o ne derse onu yapar olursunuz gönüllü köleler gibi.

1960’larda ve 1980 öncesi bunu gördük.

Şimdi başka bir boyutuyla ahlâktan ve örften soyunmaktayız.

Kimin koynuna girdiğinizin ve kimlerin “sermayesi” olduğunuzun farkında mısınız?

Bu yazı burada biter. Yoksa canım çooook sıkılacak!

Reklamlar

Bırak anlamak isteyen anlasın!!!

Standard

5422228.jpg

İstersen dünyanın en iyi insanı ol, başkasının hikayesinde hep en kötüsün. O yüzden kendini anlatma, bırak anlamak isteyen anlasın.

Hoş Bir Seda..!

Standard

ve herkes bir gün bitirecek,
Kum saatindeki tanelerini.

ve her kum tanesi hatıraya dönüşecek.
Arkasında sadece bıraktıkları kalacak.
Kimi bir kitap,
Kimi bir buluş,
Kimi sadece gülümsemesini,
Hatta bazısı nefretini bırakacak.
Herkes bir iz bırakmadan göçmeyecek bu diyardan.

Ah ne güzeldi…
Hoş bir seda olarak hatırlanmak.

Her gelene kucak açmak ne yüceydi!

Sevdiklerinin yüzünde gamze olmak,
Karıncanın gözünden hakikati görmek,
Her sevda türküsünde kulaklarının çınlaması ne iyiydi!

Yüzünden çok kokunun hatırlanması,
Öldüğün gün, gözyaşıyla karışık gülümsenerek hatırlanmak
Ah ne muhteşemdi!!

Ceyhun Özdemir üzerinden

Keşke..! Yüzgeçsiz Balık

Standard

“çivisi düşmüş tablolarda bir resimdi kendisi” istersem ellerimize birer şarap çizer ayyaş olurduk, istersem gözlerimizi karşı karşıya çizer aşktan sarhoş olurduk, her şekil de güzeliz biz eğer kalem elimdeyse keşke onunla kaderimizi ben çizebilsem tanrım bir kereliğine!

Yüzgeçsiz Balık üzerinden

Orda Duruyor…

Standard

 

Yağmurlu bir sabahtıb-471148-yac49fmur_altc4b1nda
Sobayı yakmıştım
Çayı koymuştum sobanın üstüne
İçim ıssızdı.

Yağmur hiç durmayacak gibiydi
Bütün gün yağmıştı
Gidecek bir yer yoktu
Gitmek istediğim bir yer yoktu
Bu ev bir sığınak gibiydi
Bir başkası olmaya çalışmadığım tek yer!

Unutmadım
Ne hissettiklerimi
Ne ıssızlığımı
Ne de yaşadığım o çok değerli anları..

Sen vardın
Güzeldin
Zariftin
Samimiydin
Benden biriydin
Issızlığıma ışık olan tek dost!

Sen hep varsın
İçimde güzel,içimde dost
Unutmadım
Orda duruyor!

Yaşar Kemal Türkiye’dir

Standard

kemal-93E4-278B-6A15

Senelerce senelerce evveldi… Tüyap kitapfuarına annemle birlikte gitmiştik. Fuarda gezinirken birden Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal’i gördük. Pamuk ve Kemal yanyana yürüyorlardı ve belleğim beni yanıltmıyorsa Pamuk, Kemal’in koluna girmişti. Şimdi bunu yazarken tereddüt ettim. Kemal yaşlı olduğu için kola giren O olmalıydı.
Annem “Aaa Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal…” deyip onlara doğru hamle yaptı. Ben de “Dur yaa” diyerek anamı zaptettim. Annem tez canlıdır; büyük ve değerli insanları görürse kaçırmaz. Bense çekinirim yanlarına gitmeye öyle insanların. Uzaktan hayran hayran bakarım sadece.
Ve Yaşar Kemal’imizi de kaybettik. Başımız sağolsun. Zalim şubat gitmeden son bir yaprak daha döktü. Yaşı ileriydi, bekliyorduk ama her ölüm üzücüdür. Bu şubat Özgecan’larla, Fırat Yılmaz’larla unutulmaz bir kara şubat oldu.
Yaşar Kemal’in ölümü üzerine söz söyleyenler konuyu Nobel ödülüne de getirdiler ve bazıları bu vesile ile Orhan Pamuk’a laf soktular. Madem sırası geldi konuyu aydınlatalım.
Mesela şöyle demiş birisi:
“O başkaları beğensin diye yazmadı. Türkçe düşündü, Türkçe yazdı. Nobel ödülü siyasallaşmıştır. Orhan Pamuk o lâfları etmeseydi nobel alamazdı. Nobeli Orhan Pamuk değil Yaşar Kemal hak etmişti.”
Bir başkası:
“30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürdük, dedi Nobeli kaptı” demiş.
Bir diğeri de şunu demiş:
“Nobeli alamadan gitti ben ona yanarım!”
Efendiler! Saçmalamayın, zırvalamayın ve bu pis huylarınızdan vazgeçin! Orhan Pamuk takıntınızdan derhal kurtulun. Hayatınızda edebiyata yer açın.
Yaşar Kemal dünyada tanınan bir yazardı. Pek çok ödül aldı, eserleri pek çok dile çevrildi. Nobel almış, almamış bu kadar önemli mi! Milan Kundera’nın nobeli yok. Kusur mudur bu? Değildir.
Edebiyat seven bir insan hiçbir edebiyatçıya düşman olamaz.
Edebiyat dünyasında kıskançlıklar, çekememezlikler ve gereksiz düşmanlıklar görülmüştür. Hatta bazı değerli isimler kantarın topuzunu kaçırmış ve diğer değerli isimlere haksızlık yapmışlardır.
Değerli bir sanatçıyı karalamak, karalanan sanatçının değerini düşürmez.
Yaşar Kemal de büyüktür, Orhan Pamuk ta büyüktür. Her ikisi de bizimdir. İnce Memed te başyapıttır Çalıkuşu da.
Fethi Naci’nin en beğendiği 10 şair arasında Attila İlhan ve Necip Fazıl yoktur, Cevat Çapan vardır! Naci’nin listesi beni gülümsetir.
Not etmişim; Attila İlhan öldüğü zaman Selahattin Duman tek kelime etmemiş! Her büyük edebiyatçıyı uğurlarken bir iki güzel kelam etmek gerekir oysa.
Fethi Naci’yi de Selahattin Duman’ı da severim.
Bir de asla sevemeyeceğim insanlar var. Ahmet Akgündüz bu insanların başında geliyor. Şöyle demiş: “Yaşar Kemal öldü, ancak hayatına ait ayrıntılar içinde ‘Allah rahmet etsin’ diyeceğim bir ip ucu bulamadım.”
Ben de şöyle diyorum: Akgündüz gibi adamlar hiç olmasalar da olur. Hatta çok iyi olur. Ama maalesef varlar.
Mevlana gibi “Kim olursan gel” demiyorum; Akgündüz! Sen sakın gelme.
Bir adam daha var. O da 90’lı yıllarda Yaşar Kemal için şöyle bir lâf etmişti: “İki tane kıçı kırık roman yazdın da adam mı oldun!”
Bu adamın adını unutmuşum. İyi ki unutmuşum, umarım hiç hatırlamam.
Yaşar Kemal’e rahmet diliyorum.