Category Archives: Nasa

Evren Önce Hesaplandığından Daha Hızlı Genişliyor

Standard

evren-genic59fliyor-660x330

Astronomlar NASA’nın Hubble Uzay Teleskopu’nu kullanarak evrenin daha önce düşünüldüğünden % 5 ila % 9 daha hızlı genişlediğini keşfettiler. “Bu şaşırtıcı buluş evrenin % 95’ini oluşturan en gizemli parçaları karanlık enerji, karanlık madde  ve karanlık radyasyonu anlamamızda önemli bir ipucu olabilir, “ diyor Johns Hopkins Üniversitesi Uzay Teleskopu Enstitüsü’nden Nobel adayı araştırma lideri Adam Riess. Elde edilen sonuçlar  The Astrophysical Journal ‘da yayınlanacak. Riess’in ekibinin yaptığı  keşifte, mevcut genişleme hızını rafine ederek, görülmemiş bir doğrulukla tanımlayarak belirsizliği sadece % 2,4 ‘e düşürmeyi başardı. Ekibin yaptığı yenilikçi geliştirmeler sayesinde uzak galaksilerin ölçümlerinde hassasiyet de geliştirildi. Ekip Sefe yıldızları (cepheid yıldızları zamanla parlaklıkları değişir)  ve Tip Ia süpernova içeren yıldızlara baktı. Sefe yıldızları gerçek parlaklıklarına tekabül edecek şekilde titrediğinden Dünya’dan görülen parlaklıkları kıyaslanarak uzaklıkları yüksek doğrulukla tespit edilebiliyor. Tip Ia süpernovalar ise diğer kozmik mihenktaşları olarak kullanılan aynı parlaklıkla yanan ve parlayan yıldızlar ve bağıl olarak daha uzun mesafelerde görünebiliyorlar.

19 galakside 2400 sefe (cepheid) yıldızı ölçüldü ve yıldızların gözlenen parlaklıkları ile birlikte kıyaslanarak, gerçek parlaklıkları ve en uzaktaki 300 tip Ia süpernovaya doğru uzaklıkları hesaplandı. Uzaklaşan galaksilerden yayılan ışığı ölçerek bu uzaklıkları uzayın genişlemesiyle kıyasladı. Ekip bu iki değeri kullanarak, evrenin zamanla ne kadar hızlı genişlediğini veya Hubble sabitini hesaplayabiliyor. Geliştirilen yeni Hubble sabiti ise 73,2 km/s megaparsek. (1 megaparsek 3,26 milyon ışık yılına denk) Yeni değer kozmik nesneler arasındaki uzaklığı 9,8 milyon yılda bir ikiye katladığını gösteriyor. Halbuki , NASA’nın WMAP ve ESA’nın  Planck uydu görevinde alınan ölçümler Hubble sabitiyle uyumlu olarak % 5 ila 9 daha düşüktü. Evrenin bu kadar genişlemesinin sebeplerinde biri karanlık enerji olabilir. Karanlık enerji evrenin genişleme hızını arttırıyor. Diğer bir fikir ise evrenin başlangıç tarihlerinden beri var olan ışık hızına yakın seyahat eden bir atomaltı parçacık olma ihtimali olduğudur. Bu parçacıklar karanlık radyasyon deniyor ve nötrinolar da bunlara dahil. Karanlık radyasyondan gelen fazla enerji big bang sonrası gidişata etki ediyor olabilir. Ayrıca karanlık madde bu hızlanmada etken olabilir. Karanlık madde evrenin belkemiğidir, çünkü bugün gördüğümüz galaksiler gibi devasa yapıları inşa ediyor. Son olarak hızlanan evren bize Einstein kütleçekim teorisinin tam olmadığını gösteriyor. “ Evreni bu karanlık kısımları hakkında çok az şey biliyoruz. Bu nedenle kozmik tarih boyunca uzayın itimi ve çekimini ölçmek büyük önem kazanıyor, “diyor araştırmaya anahtar katkılarda bulunan Texas A&M Üniversitesi’nden Lucas Macri.

Kaynak…

Reklamlar

Dünya’ya benzeyen yeni bir gezegen daha keşfedildi – Kepler -452b

Standard

Uzayda yasama elverişli yeni gezegenler bulmayı amaç edinen NASA Kepler projesi bugün (23 Temmuz 2015) yaptıkları basın açıklamasında Kepler uzay teleskopunun şimdiye kadar tespit edilen dünya benzeri gezegenler ile kıyaslanınca dünyaya boyut olarak en çok benzeyen keşfi yaptıklarını duyurdu. Dünya benzeri gezegen olarak sınıflandırılan gezegenlerin sıcaklığının su ve yaşamın var olmasına elverişli sıcaklık aralıklarında olması bekleniyor. Yeni keşfedilen bu gezegen de kendi yörüngesinde döndüğü yıldıza olan uzaklığı bu sıcaklık değerlerini sağlayacak mesafede. Kepler-452b ismi ile anılan bu gezegen dünyadan %60 daha büyük ancak şuan için kütlesi hakkında bir bilgi edinilmiş değil.

kepler

Yukarıdaki resimde Kepler projesinde son 6 yılda yapılan dünya benzeri gezegen kesifleri gösterilmektedir. Bu gezegenlerden ilki olan dünyamızdan daha küçük Kepler-20e Aralık 2011’de keşfedilmiştir. Bu gezegen güneş benzeri güneşten daha küçük ve daha soğuk bir yıldızın etrafında dönmektedir. Kepler20e su ve dünyanın atmosferine benzer bir atmosfere sahip olmayacak kadar sıcak olduğu için bu gezegenin yasama elverişli olduğu düşünülmemektedir. Diğer bir gezegen olan Kepler-22b’de yine ayni ay duyurulmuştur. Kepler-22b dünyanın iki kati büyüklükte ve yine yasam koşullarını sağlayabilecek kadar uzaktadır kendi güneşinden. Ancak bu gezegenin yüzeyinin kati olmadığı düşünülmektedir. 2014 Nisan ayında duyurulan Kepler-186f ise dünya büyüklüğündeki ilk yaşanılabilir gezegen olarak keşfedilmiştir. Ancak bu gezegende güneşimizin yarısı büyüklüğünde soğuk bir yıldızın etrafında dönmektedir. Bugün duyurulan Kepler-452b’ye şuana kadar keşfedilen dünya boyutlarına yakın, yasama en elverişli gezegen gözüyle bakılmaktadır. Bu yeni gezegen kendi güneşi etrafındaki hareketini 385 günde tamamlamaktadır. Bilim adamları şuan için bu gezegenin yasama elverişli olup olmamasına yönelik net bir bulguya sahip olmasalar da, bugüne kadar yapılan kesifler arasında yasama elverişli olma ihtimali en çok olan gezegenin Kepler-452b olduğunu söylemektedirler.

Kepler-452b ile ilgili daha fazla görsel ve bilgi için haberimizin kaynağı olan Nasa sitesi kendi adresini ziyaret edebilirsiniz.

Cüce Gezegenlerin Sırrı Açığa Çıkıyor

Standard

Aslında uzun süredir konuşulan fakat ESA’ın Rosetta – Philae uzay aracıyla 67P ismi verilen bir kuyruklu yıldıza inmesinden sonra daha fazla dile getirilmeye başlanan bu seyahatler, bizi uzayın bilinmeyen derinliklerine doğru götürüyor. Son olarak Ceres ve Plüton hakkında bilgi toplamak üzere NASA tarafından gönderilen uzay aracının önümüzde ki aylarda Plüton yörüngesine gireceğini öğrenmiştik.

İnsanlık adına büyük bir gelişme olan bu durum, bir yıl içerisinde iki ayrı gezegen hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayacak. Her ne kadar ESA’ın 10 yıllık projesi kapsamında kuyruklu yıldıza inmesi kadar ses getirmemiş olsa da pek de yeni sayılmayan iki yeni gezegeni gözlemek, bilim adına bilinmeyen pek çok şeyin ortaya çıkmasına imkan tanıyacak.

606x341_gpluto3

Ceres ve Plüton, Dünya gibi büyük ve yuvarlak olan fakat yörüngelerini farklı gök cisimleri ile paylaşan iki gezegen. Son dönemde Plüton üzerine pek çok teori üretilmiş olsa da bu gözlemler, soru işaretlerinin giderilmesini sağlayacak. Araştırmalara göre her iki gezegen, Güneş sisteminin oluşumu konusunda bizlere büyük ipuçları sunabilir. Öyle ki Mart ayında Dawn ismi verilen NASA’nın uzay aracının Ceres’in yörüngesine girmesi planlanıyor.

Ceres, yaklaşık 980 kilometre çapında olan ve ana asteroit kuşağında yer alan tüm gezegenlerin üçte biri kütleye sahip olan bir cüce gezegendir. Bilim insanları, Ceres’in Güneş sisteminin oluşumunda ortaya çıkan ve o dönemin izlerini halen taşıyan bir gezegen olduğunu düşünürken araştırmalarda Ceres yüzeyinde çeşitli kil mineralleri ile buz tabakası olduğu görülüyor.

Bugün, bazı gezegenlerde yüzeyin, buzla kaplı bir okyanustan oluştuğu düşünülürken Ceres’inde bir atmosfer ya da yer altı su kaynaklarına sahip olabileceğine inanılıyor. Mart ayında Ceres yörüngesinde olacak Dawn uzay aracından sonra Temmuz ayında Plüton’un yörüngesine girecek olan New Horizons’unda en az Dawn kadar önemli bilgiler sunması bekleniyor.

Sonuç itibariyle henüz neyle karşılaşacağımızı ya da bu gezegenlerin bize neler sunacağını bilmesek te bir yıl içerisinde iki ayrı gezegen hakkında bilgi sahibi olmanın merak uyandırdığını söylemeliyiz.

gc3bcnec59f-sistemi

CÜCE GEZEGENLER

Standard

Cüce gezegen Uluslararası Astronomi Birliği’nce (UAB) gezegenler konusunda, 24 Ağustos 2006 tarihinde yapılan yeni tanımlamada getirilmiş bir gökcismi kategorisidir. Bu tanım, şu an yalnızca Güneş sistemi için geçerlidir.

Alınan karara göre bir cüce gezegen:
-Güneş çevresindeki bir yörüngede dolaşır.
-Sabit bir şekle sahip olmasına engel olabilecek güçleri alt edebilecek yeterlilikte bir kütleçekimine sahip olmasını sağlayacak bir kütle ve bundan ötürü hidrostatik denge şekline sahip olmalıdır.
-Yörüngesinin civarını temizlememiş olmalıdır.
-Bir gezegenin veya başka bir yıldız harici cismin uydusu durumunda bulunmamalıdır.

Bu tanım Plüton’un gezegen yerine cüce gezegen olarak yeniden sınıflandırılmasına neden olmuştur, çünkü Plüton yörüngesinin civarını temizlememiştir (Kuiper kuşağı).
Cüce gezegenler, geleneksel olarak diğer daha küçük gökcisimleriyle birlikte küçük gezegen olarak bilinirlerdi.

cuce_gezegen

CERES

Mars ile Jüpiter arasındaki Asteroid Kuşağı’nda bulunan en büyük cisim olan Ceres, Güneş Sisteminde en küçük cüce gezegendir. 1801 yılında İtalyan gökbilimci Giuseppe Piazzi tarafından bulunmuştur. Keşfedildiğinde yeni bir gezegen olduğu düşünülen ve kaya ile buzdan oluşan Ceres, diğer asteroidlerin keşfedilmesiyle bu ünvanını kaybetti. Güneş’e olan ortalama uzaklığı 414 milyon km’dir. Yörünge dönemi ise 4.6 dünya yılıdır. Yüzey sıcaklığı yaklaşık -38 C dir.

ceres

PLÜTON

18 Şubat 1930’da Arizona Lowell Gözlemevi’nde Clyde W. Tombaugh, gezegeni bulmayı başardı ve mitolojideki Ölüler Ülkesi’nin tanrısı Hades’in adlarından biri olan, Plüton adını verdi.

pluton1

Plüton’un çapı 2390 kilometredir. Güneş’e uzaklığı 6.0 milyar kilometre olan gezegenin bir yılı, 248 Dünya yılına eşittir. Dolanma süresi 6.387230 gün’dür. Büyüklüğü Ay’ın 1/6 sı kadardır. Kütlesi 1.305×10²² kg (0.0021 x Dünya)20’dır.Yoğunluğu suyun iki katıdır. Uzun süre tek bilinen uydusu Charon olarak kalmıştır. Charon, Plüton’a, Ay’ın Dünya’ya yaptığı gibi hep aynı yüzünü göstermektedir. 2005 yılında 2 küçük uydusu daha olduğu ortaya çıkmıştır. Bu uydulara 2006 yılında Hydra ve Nix adı verilmiştir.

plutocharonnixhydra

Plüton’un dışmerkezli bir yörüngeye sahip olması onun bir gezegen olup olmadığı konusunda yıllar süren tartışmalar yaratmıştır. Ancak, 24 Ağustos 2006 tarihinde Prag’da yaptığı toplantıda Plüton’u gezegen sınıfından çıkararak “Cüce Gezegen” sınıfına koymuştur. Plüton, yeni kabul edilen “Güneş’in etrafında dönen, yuvarlak şekil alacak kadar kütle çekime sahip, yörüngesinde kendi bağımsız ekosistemini sürdürebilen göktaşları gezegendir.” şeklindeki gezegen tanımına uymadığı için ve Plüton’un yörüngesinin Neptün’le kesişmesi nedeniyle gezegen sınıfından çıkartılmıştır.Ancak 2008’de plütoid ilan edilmiştir.Güneş sisteminde yalnızca Plüton ve Eris olmak üzere iki plütoid vardır. Bu durumda yalnızca Ceres cüce gezegendir.

Güneş sisteminin dokuzuncu gezegenliğinden, gezegensi gök taşları sınıfına düşürülen Plüton’un adı da değiştirilmiştir. Plüton, bundan sonra diğer göktaşları gibi bir numaraya sahip olacaktır. Asteroid denilen gezegensi göktaşlarından sorumlu olan Küçük Gezegen Merkezi (Minor Planet Center) tarafından, Plüton’a 134340 rakamının uygun gördüğünü bildirmiştir.

ERİS

Bilim adamlarının keşfiyle güneş sistemini sarsan ve bu sene 9. gezegen Plüton’u sistemden atan yeni cüce gezegene Yunan tanrıçası Eris’in adı verildi. Eris, Antik Yunan’da kaos tanrısıdır. Kuiper Kuşağı’ndaki bilinen en büyük cüce gezegen için uygun bir ad gibi görünür. Bu cüce gezegenin keşfedilmesiyle, gezegen teriminin tanımı konusunda tartışmaya yol açtı.  Pluton’dan daha parlak ve biraz daha büyük olan Eris’in yörüngesi Plüton’un Güneş’ten olan uzaklığının iki katı kadar uzaktadır. Eris büyük bir ihtimalle donmuş su ve metandan meydana gelmiştir. Plüton’dan yaklaşık 115 kilometre daha geniş olan Eris, güneş sistemindeki en uzak gezegen olarak biliniyor. Güneş’e olan ortalama uzaklığı 10.3 milyar km’dir. Yörünge dönemi ise 560 dünya yılı kadardır.

eris

Gezegen yutan zombi yıldız

Standard

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) topladığı veriler Dünya’dan 570 ışık yılı uzaklıkta Virgo takımyıldızında bulunan ölü bir yıldızın etrafında parçalanmakta olan bir gezegenin döndüğünü ortaya koydu.

Bilim insanları gezegenin ölümünün nedenini zombi yıldızın çekim gücü olarak açıklıyor. Cambridge Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi uzmanı Andrew Vanderburg ilk kez, yıldızının yoğun kütle çekimiyle parçalanmış, ışığıyla yüzeyi buharlaşmış küçük bir cisme rastlandığını belirtti.

Vanderburg’un şekilli çizelgeyle gerçekleştirdiği keşifte ayrıca beyaz cücenin atmosferinde ağır elementler tespit edildi. Bilim insanları bu kirliliği asteroid ya da küçük bir gezegenin beyaz cücenin yoğun kütle çekimiyle parçalanmış olmasına bağlıyor. NASA Ames ve SETI K2 görevi bilim insanlarından Fergal Mullally, “Şimdi on yıldır ileri sürdüğümüz teorimize sağlam bir kanıt bulduk. Ancak daha sistemde bakılacak ve çalışacak çok şey var” diyor.