Category Archives: ekşisözlük

400 Yılda Yok Olan Plastikleri 6 Haftada Yiyen Bakteri Türü

Standard
Dünyada çevre kirliliğine en çok katkıda bulunan şeylerden biri de doğada yok olması çok uzun süren plastikler. Ancak Japon araştırmacılar bir bakteri türü ile bu plastiklerin çok daha kısa sürede yok olduğunu keşfetti.18vBJvIplX8SPAKA-636016869551214156

japon araştırmacılar, ideonella sakaiensis adında, en az 400 yılda yok olan pet şişe diye bildiğimiz plastikleri sadece 6 haftada yiyen bakteri türü buldular.

bir senede ürettiğimiz 45 milyon petin sadece yarısının geri dönüşüme uğradığını ve diğer yarısının okyanuslarda toplandığını düşünürsek gelecek için güzel bir haber almış durumdayız.

bilindiği gibi bakterilerin adaptasyonu hayli hızlıdır. (antibiyotiklerin yakın zamanda etkisiz kalacağından korkulması bu nedenledir.)

bugünlerde ise polyethylene terephthalate (pet diye bildiğimiz) plastik şişeleri yok eden bir bakteri türü bulunmuş durumda.

fLdq0JLtdDhM7GoO-636016870920080006

pet şişeler, en az 400 yıl boyunca yok olmuyor ve bir senede üretilen 45 milyon petin sadece yarısı geri dönüşüme uğruyor. mutlaka belgesellerde görmüşsünüzdür; okyanuslarda akıntı yönüne göre bir noktada toplanıyorlar. atlantik okyanusunda devasa bir plastik yığını vardır.(neredeyse ada olmuş haldedir.)

japon araştırmacılar ise, keşfettikleri ideonella sakaiensis adlı bakteri türü ile petleri sadece altı hafta içinde yok etmeyi başarmışlar.

bu plastik türü sadece 70 yıl önce geliştirilmişti ve 70 yıl içinde pet yiyen bakterilerin oluştuğunu gözlemleyebiliyoruz. *

Reklamlar

Yarım Kalan Aşkların Neden Unutulmadığını Açıklayan Kavram: Zeigarnik Etkisi

Standard
Yarım Kalan Aşkların Neden Unutulmadığını Açıklayan Kavram: Zeigarnik Etkisi
Zeigarnik etkisi, kişilerin tamamlanmamış şeyleri tamamlananlara göre daha kolaylıkla hatırladığını ifade eden psikolojik bir kavramdır. İlk olarak 1900’lerin başında bulunan bu kavram bugün birçok araştırmaya konu olmuştur. İsim babası ise Rus Pskiyatr Wufona Zeigarnik’tir
fynpsACDKVTMu2Na-636023642586934995

ilk kez rus psikolog bluma zeigarnik tarafından “yarım kalmış, kesintiye uğramış işler tamamlanmışlardan daha kolay ve net hatırlanır” denilerek dillendirilen, bitmemiş ilişkilerimizi neden sürekli hatırladığımızı, yarım kalan aşklarımızı neden unutamadığımızı, üçüncü gününde eve geri dönmek zorunda kaldığımız tatillerin neden daha çekici gözüktüğünü nedenselleştirir etki.

insanlarin tamamlanmamis yasantilarini, tamamlanmis olanlardan daha once ve daha net bir sekilde animsama egilimidir.

tamamlanmamis yasantinin doymamis olmasi ile alakalidir, rahatlama gerceklesmemistir, sonuca gidilmemistir. yasantinin tamamlanmasi veya sonuca gidilmesi sonucunda bir rahatlama ve doymusluk elde edilir. dolayisiyla tamamlanmamis yasantilar daha acik ve net animsanir.

gunluk hayattan ornek verecek olursak “eski sevgilinin unutulmaması” guzel bir ornektir, hedefe gidilmemis, sonuca ulasilamamistir. bu etki dogrultusunda eski sevgili ayriligin ilk zamanlarinda fazlasiyla hatirlanir. ama zamanin unutturma ve duyarsizlastirma etkisi uzun vadede zeigarnik etkisinden cok daha baskin oldugu icin animsamalarin veya hatirlamalarin gucu azalir. ote yandan, yaygin olarak inanilan “evlilik aşkı olduruyor” dusuncesi bu etkinin sonuca gidilmesi sonucunda olusmustur. bireyler, yasantilarini tamamlamis, sonuca gidilmis bir rahatlama ve doygunluk yasanmistir. evlilik asamasinda cesitli aktivitelerle bireylerin birbirini tanimaya ve anlamaya calismasi, birbirlerine saygi gostermesi ve evliligin deger onceliklerinin belirlenmesi evliligi canli tutabilir ve evliligi saglam temellere oturtabilir.

ayrica

(bkz: tamamlama yasasi)

bir garsonun hesabı ödemeyen müşterilerin siparişle ilgili detayları, hesabı ödemiş müşterilerinkine nazaran daha çok hatırlaması olarak tanımlanabilir.

henüz tamamlanmamış işlerin bellekte farklı bir konumu olup olmadığını ve bitmiş işlerden daha iyi hatirlanmadigini merak etmesine yol açar. katılımcılara yap-bozlarin veya basit ödevlerin verildiği bir deney düzenler. ödevlerin yaklaşık olarak yarısında katılımcılara müdahale edilir ve işleri kesintiye uğratılır. daha sonra aktivitelerin ne kadarını hatırladıkları sorulduğunda, kesilen ödevlerin ayrıntılarının , sonunda tamamlanıp tamamlanmadıklarına bakılmaksızın, katılımcılar tarafından daha iyi hatırlandığı görülür.

cem yılmaz falan da stand uplarinda yapiyor bunu. bir sey anlatırken araya baska konu sokuyor..sonra aniden, “nerde kalmıştık? ” diye soruyor. bilmem hiç dikkat ettiniz mi.

Bonus:

gün içerisinde aklınıza takılan ve bir türlü mırıldanmaktan vazgeçemediğiniz bir şarkı varsa, bunu da zeigarnik etkisi ile açıklayabilir ve çözebilirsiniz! çok basit! nakarattan vazgeçip şarkının sonunu hatırlamaya çalışın.

Yeterli Sayıda Deneme Yaparak Duvarın İçinden Geçebilir miyiz?

Standard
Çocukluğumuzun en büyük hayallerinden biri olan duvarın içinden geçme meselesi imkansız değil, biraz zormuş.
cnu4AZhRUSfhlkPn-636022895956660034

eğer yeterince uzun bir süre boyunca denersek teorik olarak duvarın içinden geçebilmemiz mümkün.

biz dahil evrendeki her şeyin %99,9’unun boşluktan oluştuğunu düşünürsek çok da şaşırmamamız lazım aslında buna. neredeyse tamamı boşluk olan şeyler nasıl birbirlerinin içinden geçemez? duvara yumruğumuzu vurduğumuzda örneğin, elimizdeki atomların çoğu boşluk, duvardaki atomların da… o halde niye maddelerin içinden geçemiyoruz?

bunun olmayışının nedeni atom çekirdeği etrafında hiç durmadan dönmekte olan elektronlar. yumruğumuzu duvara vurduğumuzda aslında duvarın en üst yüzeyindeki elektronlar, aynı yükte olan elimizin üst yüzeyindeki elektronlara bir itme kuvveti uygular. bu itme kuvveti o kadar güçlüdür ki aslında gerçekte hiçbir şeye dokunamamıza neden olur. sadece yaklaştırmış oluruz. sonuç olarak elimiz kırılır, kanar ama duvardan geçmez. (bkz: #31823680)

fakat asıl ilginç kısım burası. kuantum mekaniğine göre elektronlar sürekli hareket halinde olduğu için, biz yeterince uzun bir süre duvarın içinden geçmeyi denersek elbet bir zaman duvardaki elektronların arasındaki boşluklar ile vücudumuzdakiler birbirleri üstüne denk gelecek ve biz duvarın içinden geçebileceğiz! eğer birkaç tirilyon kere duvarın içinden geçmeyi denersek bu olasılık bunların birinde gerçekleşir ve kendimizi duvarın öteki tarafında buluruz.

tabii bu yüz binlerce yıl alabileceğinden hala kapıyı kullanmak daha mantıklı.

Dünya Üzerindeki Herkesin Birbirinin En Az 50. Kuzeni Olması

Standard
Kuzenlerle olan ilişkilerimiz diğer akrabalarla olan ilişkilerimize nazaran daha bir sıkıdır. Kuzen olayını seviyoruz kısacası. Peki ya şu anda olandan çok daha fazla kuzeninizin olduğunu biliyor muydunuz?
JvnKjajeLRcXH2vM-636027929113058921

şöyle düşünelim hepimizin 2 ebeveyni var. bu birinci kuşak 2^1=2. iki kuşak geri gidersek, her birimizin 2^2=4 tane büyük ebeveyni var. 3 kuşak geri gidersek 2^3=8 tane büyük büyük ebeveynimiz var. bu böyle 2’nin üsleri şeklinde katlanarak gitmeye devam eder. biz 30 nesil önceye gidersek 2^30 tane, yani yaklaşık 1 milyar tane kendi soyumuzdan insan olması gerekir bu dönemde. ne var ki 30 nesil önce yani yaklaşık ortaçağ zamanında dünya üzerindeki nüfus sadece 300 milyon civarındaydı.

bunun nedeni soy ağacımızda ne kadar geriye gidersek bir kişinin birden fazla yerde karşımıza çıkmasına o kadar fazla tanık oluşumuz. biz geriye gittikçe uzaktan akraba iki kişinin evlenip çoluk çocuğa karıştığını görürüz.

aslında şu anda flört etmekte olduğumuz kızla/erkekle, eğer bu kişi yaşadığımız şehirde ve bizimle aynı etnik kökene sahipse, 5’te 1 ihtimalle 10 nesil öncesinde ortak aile üyelerimiz bulunmaktaydı. yani bir bakıma aynı aileden geliyoruz ve çok uzaklardan akrabayız.

araştırmalar gösteriyor ki şu an dünyadaki herkesin en son ortak atası 2000 ila 4000 yıl önce yaşamış. bu demek oluyor ki bugün dünyadaki herhangi iki kişinin 2000 ila 4000 yıl önce yaşamış ortak bir atası bulunuyor. bununla birlikte son araştırmalar gösteriyor ki, m.ö 300 yılında tayvan’da yaşamış bir insanın, şu anda dünyada bulunan bütün insanlarla akrabalık bağı bulunmaktaymış.