Category Archives: Dünya

Küba’nın efsanevi lideri Fidel Castro!..

Standard

fft16_mf8060039

Küba’nın efsanevi lideri Fidel Castro, 90 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Fidel Castro’nun kardeşi Küba Devlet Başkanı Raul Castro, yeşil askeri üniformasını giyerek televizyondan yaptığı açıklamada, “Küba devriminin komutanı bu akşam saat 22.29’da öldü” dedi. Raul Castro, ağabeyinin naaşının Cumartesi günü yakılabileceğini söyledi.

Başkent Havana’daki havayı yansıtan Amerikan Associated Press ajansı, Carlos Rodriguez isimli 16 yaşındaki bir Kübalının sözlerini aktarıyor:

“Fidel? Fidel? diye bağırdım. Bunu hiç beklemiyordum. Hep sonsuza kadar yaşayacağını düşünürdüm ama doğru görünmüyor.”

22 yaşındaki hemşire Dayan Montalvo ise, “Bir trajedi. Biz hepimiz onunla birlikte büyüdük. Haberi aldığımda gerçekten kalbim kırıldı” sözleriyle hislerini anlattı.

Kübalı Yoani Sanchez, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda birkaç saat sonra hayatında ilk kez Fidel Castro’suz bir güne uyanacağını belirtiyor.

Devrimci lider Fidel Castro’nun, dünyaya geldiği Biran köyündeki Haitili işçilerin haklarıyla şekillenmeye başlayan dünya görüşü, Küba’ya devrimi getirdi. Castro mahkemede söylediği, “Sayın yargıç siz beni mahkum edin! Tarih haklı çıkaracaktır” sözüyle akıllara kazındı.

Doğduğu ev müzeye döndü

58393ff5ae784926c4509331

Devrimci lider Fidel Castro’nun siyasi gözlemleri ilk olarak doğup büyüdüğü Küba’nın köylerinden Biran’da başladı. “Doğuştan siyasetçi değilim’ diyen Castro o yılları ise, “Fakat çok genç yaştan itibaren dünyanın gerçeklerini anlamama yardım eden şeyleri yakından takip ettim” sözleriyle anlatıyor. Yoksullukla mücadele eden Biran bölgesi, şu an Castro’nun doğduğu evi görmeye gelenlerin akınına uğruyor.

Aşçı anne, çiftçi baba

58393ff5a781b61b10ac161d

Castro’nun annesi bir aşçı, babası Angel ise, İspanya’nın kuzeyinden gelen bir göçmendi. Ancak baba Angel zaman içinde toprak sahibi zengin bir çiftçiye dönüştü. Küba’nın efsane lideri Castro da çocukluk yılllarından itibaren Haitili şeker kamışı işçilerinin nasıl sömürüldüğüne kendi gözleriyle tanık oldu. Castro’nun dünya görüşü o yıllarda oluşmaya başladı.

‘Örnek öğrenci değildi’

58393ff5ae784926c4509330

Castro’nun halen Biran’da yaşayan üvey kardeşi Martin ağabeyinin çocukluğu için BBC’ye, “Haitililerin evlerine gidip babasının dükkanından alınmış ödeme yerine geçen makbuzlar verirdi” diye anlatıyor. Ancak Castro’nun bu tepkisi babasını kızdırdı. Baba Angel bu isyanın ardından Castro’yu başkent Havana’daki Cizvit lisesi Belen ilahiyat okuluna yatılı olarak gönderdi. Öte yandan Cizvit öğretisinin de Fidel Castro’nun üzerinde büyük etkiye sahip olduğu biliniyor. BBC’ye konuşan, Küba Tarih Enstitüsü’nden Dolores Guerra, “Cizvitler, derslere girdikleri için herhangi bir ödeme almıyorlardı. Ellerinden geldiğince mütevazı ve dürüst rol modeller olmaya çalışıyorlardı. Ama Fidel Castro çok da örnek bir öğrenci değildi. Her şeyi son dakikaya bırakırdı. Ancak sosyal bilimler ve yabancı dillerle çok ilgiliydi” diyor.

Hukuk okudu

58393ff556593419b08db906

Castro, Cizvit lisesini bitirdikten sonra Havana Üniversitesi’nde hukuk okumaya başladı. Efsane lider üniversitede yani 1940’lı yıllarda okulda kimi zaman şiddet içeren siyasi tartışmalara şahit oldu. 1947’de yapıtığı bir konuşmada öğrencileri ‘ülkeyi sömüren yabancı ellere karşı’ birleşmeye çağırıp, “Genç bir ulus asla ‘Teslim oluyoruz’ dememeli” dedi. Nisan 1948’de Kolombiya’ya giden Castro, Latin Amerika Gençlik Kongresi’ne katıldı. Castro’nun Kolombiya’nın başkenti Bogota’da kaldığı sırada ülkedeki Liberal Parti’nin lideri Jorge Gaitan bir suikasta kurban gitti. Kolombiya’da yoksul kesimlerin desteğini arkasına alan bir siyasetçinin ofisi önünde bu şekilde öldürülmesi Castro’yu çok etkiledi.

Seçimler iptal oldu

58393ff5cbbf340fdc169afa

Fidel Castro’nun biyografisini kaleme alan Tad Szulc, “Bogotazo olarak adlandırılan sokak olayları Fidel Castro’nun devrimci dünya görüşüne ilk adımı oldu. O günlerde yaşananlar Castro’nun dünya görüşünü ve gelecek planlarını şekillendirecekti” diye yazmıştı. Castro, 1947’de Küba Halk Partisi’ne girdi. 1950 ila 52 yılları arasında avukatlık yaptıktan sonra Temsilciler Meclisi seçimleri için Küba Halk Partisi’nden adaylığını koydu. Ancak 10 Mart 1952’de iktidardaki Carlos Prío Socarrás hükümetini deviren Küba’nın eski başkanlarından General Fulgencio Batista seçimleri iptal etti.

16 yıla mahkum

58393ff6ae784926c450933b

1953 yılının başlarında Batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla küçük bir grup oluşturan Castro, 26 Temmuz’da Santiago’daki Moncada Kışlası’na 165 arkadaşıyla birlikte bir baskın düzenledi. Ama tutuklandı. 16 Ekim 1953’te Santiago’daki Küba Yüksek Mahkemesi’nde, “Sayın yargıç siz beni mahkum edin! Tarih beni haklı çıkaracaktır” cümlesiyle biten ünlü savunmasını söyledi. Mahkeme sonunda 16 yıla mahkum oldu. Juventud Adasında 21 ay hapis yattıktan sonra Batista’nın emriyle cezasının geriye kalan bölümü bağışlandı.

Gerilla eğitimi aldı

58393ff6f0dc1e4858614275

Castro, 1955 yılında Küba’dan ayrılıp ABD’ye gitti. Orada 26 Temmuz Hareketi adlı bir örgüt kurdu. Gerilla savaşı eğitimi gören örgüt üyeleri 2 Aralık 1956’da Granma yatıyla Küba’ya dönerek Oriente’de karaya çıktı. Hükümet kuvvetleriyle girişilen çatışmalarda arkadaşlarının çoğu ölen Castro, aralarında kardeşi Raul Castro ve Ernesto Che Guevara’nın da bulunduğu 12 arkadaşıyla birlikte Oriente’nin güneybatısındaki Maestra Dağlarına çekildi. Bu dağlarda iki yıl boyunca Batista’nın kuvvetlerine karşı gerilla savaşı yürüttü. Giderek siyasi desteğini yitiren ve bir dizi askeri yenilgiye uğrayan Batista, 31 Aralık 1958’de Dominik Cumhuriyeti’ne kaçtı. Castro 1959’un ilk günlerinde Havana’ya girdi. Hukukçu Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi.

Toprak reformu başlattı

58393ff656593419b08db90b

Castro hükümeti, öncelikle fiyatları ve kiraları düşürdü. Ardından köklü bir toprak reformu başlattı. Önceleri Castro’ya karşı çıkmakla beraber 1959 yılına doğru gerilla hareketini desteklemeye başlayan Küba Sosyalist Halk Partisi (PSP), Castro ile ilişkilerini geliştirerek etkili bir konum kazandı. Bu durumdan tedirgin olan Urrutia’nın toprak reformunun ertelenmesi yönündeki baskıları üzerine Castro istifa etti. Ama halkın yoğun tepkisi karşısında Urrutia, görevinden çekilmek zorunda kaldı. Yerine Osvaldo Doticos getirilirken Castro yeniden başbakan oldu.

Küba’ya ambargo

58393ff6cbbf340fdc169b00

Bu sırada toprakların kamulaştırılmasından zarar gören ABD şirketlerinin baskısıyla ABD hükümeti, Küba’ya karşı ekonomik ambargo uygulamaya başladı. Ekonomisi tek ürüne dayalı bir ülke olan Küba, öteden beri ABD’ye sattığı şekeri SSCB’ye satmaya başladı. ABD şirketlerinin elindeki rafineriler, şeker karşılığında SSCB’den alınan ham petrolü işlemeyi reddedince Castro bu rafinerileri devletleştirdi. Bu gelişme ABD ile Küba’nın arasını daha da açtı.

938 suikasttan kurtuldu

58393ff6ac1fe34e543413bd

Devrimden sonra ABD’ye kaçan ve John F. Kennedy yönetiminden silah ve mali destek sağlayan Kübalıların Nisan 1961’de giriştiği Domuzlar Körfezi Çıkarması başarısızlıkla sonuçlandı. Castro, çıkarmanın ardından yayımladığı Havana Bildirisi ile ilk kez Küba’nın sosyalist politikalar izleyeceğini dünyaya duyurdu. 1962’de SSCB’nin Küba’ya balistik füzeler yerleştirmesi ve John F. Kennedy’nin Küba’yı deniz ablukasına almasıyla dünya bir nükleer savaşın eşiğine geldi. Bunalım, ancak ABD’nin Küba’da hükûmeti devirmek için artık girişimde bulunmayacağına söz vermesi ve SSCB’nin Türkiye’deki Amerikan füze rampalarının kaldırılması karşılığında nükleer silahlarını Küba’dan geri çekmeyi kabul etmesiyle atlatılabildi. Bununla birlikte Merkezi İstihbarat Örgütü (CIA) Castro’ya yönelik suikast planları hazırlamayı sürdürdü. Castro’ya yaşamı boyunca 938 kez suikast girişiminde bulunuldu.

İşsizliği bitirdi

58393ff656593419b08db913

Castro, 1968’e kadar Güney ve Orta Amerika ile Afrika’daki devrimleri destekleyici bir tutum aldı. Aynı dönemde Bağlantısızlar Hareketi’nin önderlerinden biri durumuna geldi. 1961’de Küba Sosyalist Halk Partisi ile birleşme sonucu ortaya çıkan Birleşmiş Sosyalist Devrim Partisi’nin genel sekreterliğini üstlenen Castro, ülke içinde kapsamlı politikalar uygulamaya başladı. Okuma yazma seferberliği sonunda okuryazarlık oranı yüzde 90’ın üzerine çıktı. Zenginlik kaynaklarının, ulusal gelirin ve sağlık hizmetlerinin dağılımında köklü değişiklikler gerçekleştirildi. Herkese çalışma yükümlülüğü getirildi.

1976’da başkan oldu

58393ff6a781b61b10ac1621

Küba’da 1959’dan sonra ilk kez yerel seçimlerin yapıldığı ve devlet yapısında yeni düzenlemelerin geliştirildiği 1976’da devlet başkanlığını üstlenen Castro, güçlü ve merkezi bürokrasiye dayanarak toplumsal ve ekonomik yaşamdaki yönlendirici rolüne devam etti.

Kardeşine devretti

56f9597d565934321c381f9f

Castro 31 Temmuz 2006 tarihinde sağlık problemleri nedeniyle yetkilerini geçici olarak başkan yardımcısı Raul Castro’ya devretti. 19 Şubat 2008’de de, bir açıklama yaparak, 1976 yılından beri yürütmekte olduğu Küba’nın en yüksek yönetim organı olan Devlet Başkanlığı görevini bıraktığını açıkladı. Görevden ayrıldıktan sonra “Yoldaş Fidel’in düşünceleri” adıyla yazdığı makalelerde gündemdeki önemli olayları yorumladı. Her Temmuzda ise Kübalılar, Fidel Castro’nun en önemli başarısı olan 1953 yılında Moncada kışlasına düzenlenen ve Küba Devrimi’ni başlatan saldırıyı kutluyor.

En uzun yönetimde kalan 3’üncü kişi

571725d88685764a44cee9f8

1959-76 arasında Küba başbakanlığı, 1976-2008 arasında da Küba devlet başkanlığı yapan Castro 50 yıllık yönetimiyle dünyada en uzun süre yönetimde etkili olan İngiltere Kraliçesi Elizabeth ve Tayland Kralı’nın ardından 3’üncü kişi olarak tanınıyor.

2016’da AY DÖNEMLERİ ve TUTULUMLAR

Standard
Gün TR Saati Ay Safhası Burç Derece

Tutulumlar

10.Ock.2016
03:32
Yeniay
OĞLAK
19°
24.Ock.2016
03:47
Dolunay
ASLAN
03°
08.Şbt.2016
16:40
Yeniay
KOVA
19°
22.Şbt.2016
20:21
Dolunay
BAŞAK
03°
09.Mar.2016
03:56
Yeniay
BALIK
18°
Güneş Tutulması
23.Mar.2016
14:02
Dolunay
TERAZİ
03°
Ay Tutulması
07.Nsn.2016
14:25
Yeniay
KOÇ
18°
 
22.Nsn.2016
08:25
Dolunay
AKREP
02°
 
06.Mys.2016
22:31
Yeniay
BOĞA
16°
 
22.Mys.2016
00:16
Dolunay
YAY
01°
05.Hzr.2016
08:01
Yeniay
İKİZLER
14°
20.Hzr.2016
14:03
Dolunay
YAY
29°
04.Tem.2016
13:02
Yeniay
YENGEÇ
12°
20.Tem.2016
01:58
Dolunay
OĞLAK
27°
02.Ağs.2016
23:46
Yeniay
ASLAN
10°
 
18.Ağs.2016
12:28
Dolunay
KOVA
25°
 
01.Eyl.2016
12:04
Yeniay
BAŞAK
09°
Güneş Tutulması
16.Eyl.2016
22:06
Dolunay
BALIK
24°
Ay Tutulması 
01.Ekm.2016
03:13
Yeniay
TERAZİ
08°
 
16.Ekm.2016
07:24
Dolunay
KOÇ
23°
 
30.Ekm.2016
19:39
Yeniay
AKREP
07°
 
14.Ksm.2016
15:53
Dolunay
BOĞA
22°
 
29.Ksm.2016
14:19
Yeniay
YAY
07°
 
14.Ark.2016
02:07
Dolunay
İKİZLER
22°
 
29.Ark.2016
08:54
Yeniay
OĞLAK
07°
 
Yukarıdaki tablo da yeni ay ve dolunay zamanları Türkiye saati esas alınarak hazırlanmıştır.

 

Ve insan kendine teslim edildi!

Standard
narcissus-caravaggioYazının başlığını koymakla aslında bir sınır koymuş oldum. Sınırlar içinde gezinmek sınırsızlığı, özgürlüğü arzulamak, düşlemek, ulaşmaya çalışmak gibi bir çabaya itiyor insanı malum. Aslında daha şimdiden özgürlüğün yanıbaşımızda olduğunu, hep bizimle olduğunu ve onun hatırlanmaya gereksinimi olduğunu unuttuk. Ve insan kendini unuttu!
Birlikte yaşadığımız sağlıksız yapı içinde her birimiz bir parça o derin karanlığın, o acı batağının, cehaletin payından alıyoruz. Yaşam akıp giderken pek çoğumuz geride kalıyor, duraksıyor, hastalanıyor, içindeki neşeyi ve canlılığı yitiriyor…
Aşağı yerlerde, duygularda, düşüncelerde uzun süre kalanların o ortamlara ruh, beden ve zihin olarak uyumlandığı doğrudur. İnsan kocaman dünyada kendini küçücük bir alana hapseder!
Ankara’da ve İstanbul’da patlayan bombaların mimarları sivil halkı hedeflediler ve pek çok canın ölümüne neden oldular. Aslında yaşama olan öfkelerinin acısını çıkardılar. Düşünme ve yaşama özgürlüklerini bombaladılar bir bakıma. Başka canları aldılar. Onların hayatlarını çaldılar!
Bir insan bir başkasının hayatını nasıl alır? Onun bedenini nasıl bir bombayla parça parça eder? Bu nasıl bir haktır? Ve bu hakkı nasıl kendinde görür? Tüm bunlar şuurlu sorular. Şuurlu soruların cevaplarını şuursuz olanlar cevaplandıramazlar malum. Onun içindir ki herkes herkesle konuşarak anlaşamaz. Aynı dili konuşabilenlerin anlaştığı kesin bir kanı ile doğrudur. Herkes konuşuyor, herkes ama herkes konuşuyor ve insanlar birbirlerini anlamıyorlar! İnsanların birbirini anlamadığı bir dünyada yaşıyoruz. Birbirini anlayanlar aynı türden olanlar. Her tür birbirini bulur. Her insan kendi türüne doğru çekilir. Enerjinin doğası, hayatın düzeni budur!
Bu noktada insanın kendi potansiyelini görmezden gelip korku dolu bir dünya içinde kısılıp kaldığı zamanlar var. Ve bu zamanlar gönülsüz bir orda kalıştan yeteri kadar ‘çaba, konsantrasyon, sabır ve anlayış’ geliştirilmediği için gönüllü bir kalışa dönüşüyor. İnsanlar sonradan ‘canavar’ oluyorlar. Öldüren, parçalayan öfkenin içinde kalıp ‘kendileri olma’ erdemini kaybediyorlar! İnsanlık bu yüzden kaybediyor! Birbirimizden farkımız bu. O karanlığın içindeyiz hepimiz. Kendi ışığını koruyan ve yaşayanlar, bilinçli olarak yaşayanlar o karanlıktan ayrılıyor! Kendi ışıklı dünyalarını yaratıyorlar. Kendi hayatlarını doğuruyorlar!
Ankara’da ve İstanbul’da ölenlerin ardında bıraktığı acının etkisinde bu karanlığı yeniden hissettik. Her ölümde bu etkiyi yeniden hissediyoruz. Ve bu etki insanı karartıyor. Bu etkinin bir yere ulaşacağı falan yok.
Bazen kızıyorum. İnsan neden bu kadar yalnız bırakıldı! Tanrılar neden bu kadar insanı yalnız bıraktı? Neden yönetimlerde o karanlık tarafından yutulmuş ‘canavarlar’ var? Dünyayı yöneten eller neden bu kadar basiretsiz, duyarsız ve kötücül! Toplumsal kitlelerin gittiği yön neden bu kadar yanlış ve hastalıklı? Neden daha güzel bir dünyada, kendi varlığımızı yüceltmemize izin verilen bir dünyada yaşamıyoruz? Neden? Neden? Neden? NEDEN?
Bunun başka bir izahı yok. Yaptığımız her eylemin sonucunu yaşadığımız bir dünyaya salıverildik; bir gölge dünya, bir yanılsama, bir rüya…Tüm bunların gerçek kılındığı bir rüya! Karasabanlar çok, canavarlar çok, cahiller çok evet ama ışık da var, güzellik de var, neşe de, umut da var. İnsanın olduğu yerde her şey var, hepsi var! Ve maalesef bu dünyada birlikteyiz!
Yine de kızıyorum. Bunları yaşayarak öğrendik. Öğrenmeyenler için tekrar ve tekrar, tekrar ve tekrar yaşamak… Ve ruhu karanlıklarda esir kalmış insanların sebep olduğu travmanın yükünü çekmek!
Ve insan kendine teslim edildi! Tanrılar böyle uygun gördüler.
Ve insan kendine teslim edildi; kendi özgürlüğüne ve kendi sınırlarına…

Google’dan flaş açıklama!

Standard
1465997012120

Google dünyanın coğrafik merkezinin Çorum olduğunu duyurdu.

Google’ın, dünya yüzeyinin coğrafi merkezini Çorum ili olarak işaretlemesi kentte sevinçle karşılandı. Dünyanın en çok kullanılan arama motorlarından Google’ın haritalama servisi Google Haritalar, dünyanın coğrafi merkezini Çorum kırsalını oluşturan bölge olarak açıklaması Çorumluları mutlu etti. Belediye Başkanı Muzaffer Külcü, Hürriyet Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasında, Google’ın haritalama sisteminin dünyanın en çok kullanılan ölçüm sistemi olduğunu, dolayısıyla yapılan tespitin doğru olduğunu söyledi.

Çorum’un dünyanın merkezi olmasının kendilerini mutlu ettiğini belirten Külcü, “Daha önce yapılan çalışmalarda da buna yakın sonuçlar tespit edilmiştir. Artık bu çalışmayla da Çorum’un il sınırlarının dünyanın merkezi olduğunu anlamış oluyoruz. Aslında biz Çorumluların buna benzer bir söylemi öteden beri var. ‘Çorum dünyanın merkezi, inanmazsanız ölçün’ derdik. Şimdi tüm insanlık adına birisi bu ölçümlemeyi yapmış ve ortaya böyle bir sonuç çıkarmıştır.” dedi.

ÇORUMLULAR HEM ŞAŞIRDI HEM SEVİNDİ

Çorum’un, dünyanın merkezi olarak belirlenmesi kentte yaşayan vatandaşları da sevindirdi. Vatandaşlar, haberi duyduklarında ilk önce inanmadıklarını ancak emin olduktan sonra çok sevindiklerini ifade etti. Esnaf Kasım Sağlam, Türkiye’nin ve Çorum’un reklamını yapmak için iyi bir fırsat olduğunu belirterek, “Çok iyi bir şey, belki söyleseler inanılmayacak bir şey. Hem Çorum hem Türkiye açısından turizm için iyi değerlendirilebilir. Şu anda dünyada Çorum’dan bahsediliyor. Çok para harcasanız bu kadar yapamazsınız. Bunu çok iyi kullanmalıyız.” diye konuştu.

Mimar Gökhan Semiz de ilk duyduğunda şaşırdığını ifade ederek, “Harita üzerinden bakınca ülkenin merkezi gibiyiz ama dünyanın merkezi olabileceğimizi tahmin etmiyordum. Bu bizim için iyi bir reklam olacaktır.” dedi. Grafiker İhsan Şahin ise konuyu ilk önce sosyal medyada gördüğünü anlatarak, “Önce sosyal medyada gördük, çok şaşırdık. sonra araştırınca doğru olduğunu gördük ve gururlandık.” dedi.

Kızı Muhammed Ali’nin Ölüm Anını Anlattı

Standard

Efsane boksör Muhammed Ali’nin belirtilmeyen doğal nedenler dolayısıyla septik şok sonucu öldüğü açıklandı. Şampiyon sporcunun cenaze töreni ise Cuma günü, doğduğu kent olan Louisville’de yapılacak. Öte yandan, kızı Hana, Ali’nin tüm organları durduktan sonra kalbinin 30 dakika daha attığını söyledi.

kizi-muhammed-ali-nin-olum-anini-anlatti

Yalnızca boks ringlerindeki başarılarıyla değil insan hakları, siyasi konulardaki duruşu ve savaş karşıtı söylemleriyle de gönülleri fetheden efsane boksör Muhammed Ali’nin ailesi, şampiyon sporcunun cenaze töreninin doğduğu kent olan Luisville’de Cuma günü yapılacağını açıkladı.
Ailenin sözcüsü Bob Gunnell, “O bir dünya vatandaşıydı ve tüm kesimden insanların cenazesine katılmasını isterdi” dedi.
Öte yandan, üç kez ağır siklet boks şampiyonu olan Ali’nin ölüm döşeğinde de kolay teslim olmadığı ortaya çıktı. Kızı Hana, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Ali’nin son anlarıyla ilgili çarpıcı bir bilgi paylaştı. Efsane boksörün organları durdurduktan sonra kalbi 30 dakika boyunca atmaya sürdürmüş.
Hana’nın mesajında şu ifadeler yer aldı: “Tüm organları durdu ama kalbi atmayı bırakmadı. 30 dakika boyunca… Kalbi atmaya devam ediyordu. Kimse böyle bir şey görmedi. ”
ABD’DE BÜYÜK YANKI UYANDIRDI

Parkinson hastalığıyla mücadele eden 74 yaşındaki Muhammed Ali’nin ölümü, ABD’de çok büyük yankı uyandırdı.
ABD Başkanı Barack Obama da sosyal medya hesabından Muhammed Ali’nin 1965’te Sony Liston’u yendiği maçı paylaşarak, “Dünyayı sarstı ve daha iyi bir yer haline çevirdi. Huzur içinde uyu şampiyon” diye yazdı.
Eski ABD başkanlarından Bill Clinton da “Hoşçakal dostum, birçok yönden harika biriydin” mesajını paylaştı.
Amerikan medyasında yer alan haberlerde, Bill Clinton’un, Muhammed Ali’nin cenaze töreninde bir konuşma yapacağı belirtildi.
SEPTİK ŞOK NEDİR?

Enfeksiyon sonucu kan basıncı tehlikeli seviyelere düştüğünde hayati risk teşkil eden bir durum oluşuyor.
Bağışıklık sistemi güçsüz insanlarda septik şok ihtimali artıyor.
Belirtileri ise şöyle: Konuşma güçlüğü, kusma, diyare, kafa bulanıklığı, titreme ve kas ağrısı.
Hızlı müdahale iyileşme için önem teşkil ediyor.

1599338_h

Boks efsanesi hayatını kaybetti Muhammed Ali Clay

Standard

305374 yaşında olan Muhammed Ali uzun süredir Parkinson ve solunum yollarındaki rahatsızlık nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu. Dünyaca sevilen ismin ölümü herkesi yasa boğdu.

Muhammed Ali hayatını kaybetti. Spor tarihinin efsanevi isimlerinden dünya ve olimpiyat şampiyonu unvanlı Birleşik Amerikalı boksör Muhammed Ali 74 yaşında hayatını kaybetti. Geçen Perşembe günü solunum yetersizliği nedeniyle hastaneye kaldırılan Muhammed Ali’nin sağlık durumunun iyi olmadığı biliniyordu.Muhammed Ali, geçtiğimiz yıl zaman zaman hastaneye kaldırılmış ve tedavi görmüştü.

Hayatı boyunca birçok önemli maça çıkan, spor yaşantısının yanı sıra Müslümanlara ve ABD’deki siyahi hareketlere desteğiyle de bilinen Muhammed Ali, 2014 yılından bu yana sağlık sorunları nedeniyle zaman zaman hastanede tedavi görüyordu.


Cassius Marcellus Clay

17 Haziran 1942 tarihinde ABD’nin Kentucky Louisville şehrinde doğdu. 12 yaşında boksla tanıştı. Kısa zamanda Natıonal AAU ve Altın Eldiven Şampiyonası’nda amatör kayıtlara girdi. 1960 yılında Roma Olimpiyatları’na katıldı. 18 yaşında katıldığı ağır hafif siklette altın madalya aldı. Altın madalya aldıktan sonra şöhreti artmaya başladı. Profesyonel lige döndü.

1964 yılında 22 yaşındayken, S. Listori’u yenip Dünya Şampiyonu oldu. Bu zaferden sonra müslüman oldu ve Muhammed Ali ismin aldı. Bir ara boksa ara verdi ama 1967’de tekrar döndü. ABD, Vietnam’da süren savaşa onu da asker olarak götürmek istedi. Vietnam’a savaşa gitmedi. Gitmediği için cezalandırıldı. Fakat sonra affedildi. 1974’te Foreman’ı, 1978’de L. Spinks’i yenip Dünya Şampiyonluğu unvanını geri aldı. Profesyonel döneminde sadece 5 kez yenildi. Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu oldu. 37’si nakavt olmak üzere 56 madalya kazandı.

Parkinson hastalığına yakalandı. Şimdi bazı sosyal sorumluluk projelerine katkı sağlıyordu.

3 Haziran 2016 tarihinde ABD’nin Arizona eyaletine bağlı Scottsdale şehrinde vefat etti.

Derin Amerikalılar Beyaz, Anglosakson ve Protestanlar) Müslüman olunca Ali’ye fena takarlar. Pentagon bile oyuna alet olur, onu “Y” grubunda olmasına rağmen “A” kategorisine alır ve “ivedi” kaydıyla Vietnam’a yollamaya kalkar. Şampiyon buna karşı çıkar “Vietkonglularla alıp veremediğim yok” der, “hem onlar beni hiç aşağılamadılar!”
“Aferin” dediğinizi duyar gibiyim ama adama böylesi çıkışların hesabını sorarlar. Onu apar topar ligten kovar, ünvanına ve lisansına el koyarlar. Ali’yi “vatan haini” ilan eder ve hiçbir eyalette maça çıkarmazlar. Yetmez, ona bir trafik suçu isnat eder, alelacele içeri tıkarlar. Federasyon medarasyon hikâye, garibim bir başına kalır, oturup derdine yanar.

Vietnam Savaşını ne hükümetler, ne de ordular bitirebilir, bu kirli kavgaya gazeteciler (özellikle foto muhabirleri) nokta koyar. Amerikan halkı napalm bombaları ile yakılan evlerin önünde ağlaşan bebeleri görünce “bu nasıl hürriyet” diye sormaya başlarlar. Savaş muhabirleri cinayet ve tecavüz vakalarını dökmeye başlar, Hollywood mevzuya el atar. Sivil toplum örgütlerinden “niye savaşıyoruz” sorusu yükselince derin devlet tükürdüğünü yalar.

Kelebek gibi uçar…

Muhammed Ali, bokstan koptuğu yıllarda üniversite üniversite dolaşıp konferanslar verir, mevzu boks olsa da yeri geldikçe İslâmiyet hakkında birşeyler anlatmaya çabalar. Ağalar bu faaliyetten çok rahatsız olur, “boksla uğraşsa daha iyiydi” demeye başlarlar. Birkaç maç sonra silinip gideceğine inandıkları için Ali’nin lisansını iade eder, ringlerin yolunu açarlar (1967).

Ve Ali şovları tekrar başlar. Şampiyon, rakiplerine sürekli lâf atar, basın mensuplarının huzurunda madara etmeye bakar. Bu tavır organizatörlerin de işine gelir çünkü gerginlik arttıkça hasılat “tavan” yapar.

Ancak birileri Ali’yle uğraşmaktan caymaz, karşısına dik yokuşlar çıkarırlar. Kâh “komünizm propagandası yapmaktan” soruşturma açar, kâh “ırkçı ve ayrılıkçı” diye yaftalarlar. Bir ara zenci çocukları için (içinde okul ve mescid olan) bir külliye yaptırmaya kalkar ama ona hiçbir banka kefil olmaz. Kimseden teminat mektubu alamaz. Dahası bomba ihbarları ile huzurlarını kaçırırlar.

Arı gibi sokar…

Ali, baskılara rağmen geri adım atmaz. Aksine “ben bir din savaşçısıyım, gücümü Kur’an-ı kerimden alıyorum” demekten kaçınmaz.

Ringteki zaferler zincirine Jerry Quarry’i yenerek başlar. Ancak Joe Frazier ile yaptığı maçı üstün bitirmesine rağmen hakemler rakibinin elini kaldırırlar. Bakın şu aksiliğe ki Ken Norton ile yaptığı maçta çenesi kırılır, maçı bırakmak zorunda kalır. Herkes Ali’nin bittiğini söylerken Frazier’i eze eze yener ve rövanşı alır. Ardından Zaire’de insan azmanı George Foreman’la karşılaşır. Foreman girdiği ormanı baltayla kıymık kıymık edip bitiren bir insan azmanıdır. Ali, maçtan bir ay evvel Kinşasa’ya yerleşir ve halkın sevgisini kazanır. Onları arkasına alır ve boksörlere ders olarak okutulacak bir taktikle Foreman’ı dağıtır. Rakibini 7 raund yorar, 8. raundda saldırır ve zemine uzatır. Ertesi sene Manila’da 25 bin kişinin önünde Frazier’le karşılaşır. Bu ölümüne bir maçtır, 14 raundun sonunda ikisi de perişandır. Ancak Frazier’in şuuru bulanınca Antrenörü Eddie Futch maçtan çekilir unvan Ali’ye kalır.

Yeni bir çığır açar…

İnsan bu, her zaman mükemmel olamaz ya. İşte hanımı Belinda Boyd’dan ayrılıp Veronica Porsche ile evlendiği bunalımlı dönemde tecrübesiz rakibi Springs’e yenilir ve silbaştan mücadeleye atılır. 1978’de Dünya Şampiyonluğunu geri alır.
Profesyonel döneminde sadece 3 kez yenilen, Muhammed Ali, 36 yaşına kadar boks dünyasının efsane ismi olmayı başarır. 56 maçın 53’ünü kazanır, 37’sini nakavtla alır.

Ancak boksörleri bekleyen akıbet (parkinson) onu da yakalar. Dindar bir Müslüman olan Lonnie ile evlenir, Michigan’daki çiftlik evinde gözlerden ırak yaşar.

Bu arada beyazlar da değişir ya da “değişti” rolüne soyunurlar. Atalanta Olimpiyatları’nda meşaleyi yakma şerefini ona bağışlar ve nehre attığı madalyanın yerine, yenisini takarlar.

Ali iyi bir örnek olur. Ekonomi, sanat ve siyaset sahnesinde ağırlıklarınca yer bulamayan zenciler sahalarda boy göstermeye başlar, atletizm, boks ve basketbolda madalyalara el koyarlar…


Dünyaca ünlü boksör Muhammed Ali’nin çocukluğunun geçtiği ABD’nin Kentucky eyaletindeki evi, şimdiki sahibi Steve Stephenson 50 bin dolara satışa çıkardı.

Evin değeri ise emlak uzmanları tarafından 23 bin dolar olarak hesaplanıyor.

Boksör Muhammad Ali; anne, babası ve erkek kardeşi ile birlikte yaşadığı Kentucky’deki evde, 12 yaşında boksa başladı.


Efsanevi boksör Muhammed Ali’nin ölüm döşeğinde olduğu iddialarına kızı yanıt verdi.

Boksun yaşayan efsanesi Muhammed Ali’nin kızı May May Ali, babasının “ölüm döşeğinde” olduğuna ilişkin söylentileri yalanladı.

Bazı İngiliz gazetelerinin, Muhammed Ali’nin kardeşinin açıklamalarına dayanarak verdiği haberleri yalanlayan May May Ali, babasının sağlık durumuna ilişkin sık sık ortaya atılan bu tür iddiaların gerçeği yansıtmadığını kaydetti.

May May Ali, daha dün sabah telefonla konuştuğu babasının iyi olduğunu ve Arizona’daki evinde, Baltimore Ravens formasıyla Amerikan futbolu şampiyonası “Super Bowl”u izlediğini söyledi.


Dünyaca ünlü eski boksör Muhammed Ali’nin 1971 yılında Joe Frazier ile yaptığı maçta giydiği eldivenler, düzenlenen müzayedede 388 bin dolara alıcı buldu.

İngiliz basınında yer alan haberlere göre, tüm zamanların en iyi ağır siklet boksörleri arasında yer alan Muhammed Ali’nin 1971 yılında döneminin bir diğer ünlü boksörü Joe Frazier ile “yüzyılın kapışması” olarak nitelenen maçta kullandığı eldivenler, ABD’nin Cleveland kentinden düzenlenen müzayedede satışa çıktı.

Frazier’ın hakem kararıyla kazanarak dünya ağır siklet boks şampiyonluğunu ilan ettiği maçta Ali’nin kullandığı eldivenler, adı açıklanmayın bir koleksiyoncu tarafından 388 bin 375 dolara satın alındı.

ABD’nin Vietnam ile savaşa girdiği dönemde askerlik görevini yapmayı reddetmesi ve Müslüman kimliğiyle de döneminin en çok konuşulan isimleri arasında yer alan Ali, 1974 ve 1975 yıllarında Frazier ile iki karşılaşmaya daha çıkmış ve bu maçları kazanarak şampiyonluk unvanını geri almıştı.

ABD’li boksörün ilk dünya şampiyonasında giydiği eldivenler ise 836 bin 500 dolara alıcı bulmuştu.

ORHAN AYHAN, MUHAMMED ALİ’Yİ ANLATTI

Muhammad Ali Best Knockouts

Dünya’daki İnsanların Kum Saati!

Standard

65_wytgeu3jjpg

Gezegenimiz üzerindeki her türden sayısız tür geldi geçti. Her birinden milyonlarcası, milyarlarcası ve hatta trilyonlarcası yaşadı. Türümüz, kısmen yavaş üreyen bir hayvan türü olarak şu ana kadar 115 milyar civarında bireyiyle gezegen üzerinde temsil edildi ve ediliyor. Bu temsiliyetimiz ne kadar sürecek bilinmez; ancak kum saati işliyor. Muhtemelen yok oluşumuz sayımızın azalmasından değil, aşırı fazla çoğalmasından ve bunun beraberinde gelen sorunlardan olacak. Yine de Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan insanların sayısı ve bunun değişimini görmek insana değişik bir bakış açısı katacaktır.