Category Archives: Çocuk

Gerçek Fotoğrafla Facebook’ta Bir Çocuğa Yapılan Tacizin Belgesi

Standard

Türkiye’de çok sık gündeme gelmiyor belki ama aslında tüm dünyada, internette çocuk istismarının engellenmesi üzerine sıkı çalışmalar yapılıyor. Çünkü bu inanılmaz hassas bir konu. Gelişen teknolojiyle birlikte, çocuklarımızın kolayca her şeye ulaşabiliyor olması gibi; bazı kötü niyetli insanlar da çocuklarımıza ulaşabiliyor.

İşte dün, bir anne, tam da bununla ilgili bir paylaşımda bulundu. Oğlunun başına gelen bu olayı sosyal medyadan duyurdu; çünkü tehlikenin bize uzak olmadığını bilmemiz ve çocuklarımız için daha dikkatli olmamız gerek.

Anne Bilge Kılış’ın Facebook’tan yayınladığı mesaj şöyleydi:

annenin.mesaji.soyleydi

Ve işte o konuşma:

1. Şahıs, önce kendisini bir mankenlik ajansının genel sorumlusu olarak tanıtıyor

1.oktay.decko

2. Sonra Aydın Doğan’ın yeğeni olduğunu ve ona inanılmaz fırsatlar sunacağını söylüyor

2.oktay.decko

3. Bunu ailesine söylememesi için sık sık onu uyarıyor…

3.oktay.decko

4. Ve konuşmaları sırasında çocuğun yalnız olup olmadığını öğrenmeye çalışıyor

4.oktay.decko

5. Çocuğa cep telefonu, profesyonel fotoğraf makinesi gibi hediyeler vaadediyor…

5.oktay.decko

6. Sonra da çok çirkin bir biçimde, bunların karşılığında ne yapabileceğini soruyor

6.oktay.decko

7. Bir kere daha yanında kimse olup olmadığından emin olmaya çalışıyor…

7.oktay.decko

8. Emin olduğundaysa, ajans için 3 tane çıplak fotoğrafa ihtiyaçları olduğunu söylüyor

8.oktay.decko

9. Çocuk kabul etmeyince de, bu şansı kaybettin diyerek konuşmayı sonlandırıyor

9.oktay.decko

Bu da “Oktay Decko Doğan” isimli hesabın, olayın sonrasında anne Bilge Kılış’a attığı mesaj:

oktay.decko.tehdit

İşte bu duyarlı anne susmayarak sadece kendi çocuğunu değil; birçok çocuğu korumuş oldu. Umarız kısa zamanda bu hesabın sahibi bulunur ve gerekli cezayı alır.

Bizlere düşen, sosyal medya konusunda gerçekten çok dikkatli olmak ve bu korkunç olayı paylaşarak daha fazla insana duyurmak.

Anime ve Manga İzleyenlerin Kocaman Gözlerinden Yaşlar Akmasına Sebep Sorular..?

Standard

Anime ve manga bir elmanın iki yarısı gibidir. Ancak çizgi filmlerle de çok karıştırmamak lazım. Çizgi filmler konusu ve yapısı itibarı ile tamamen çocuklara yönelik hazırlanan yapıtlar malumunuz ancak animeler içerik açısından tarih, eğlence ve kültür konularında da kullanılabiliyor. Örneğin, ülkemizde yapılan küçük hazerfen çizgi filmi anime olsaydı daha geniş kitlelere ulaşabilirdi. Gelelim ülkemizdeki anime ve manga severlerin yaşadığı en büyük sorun anlaşılmamak. “Çizgi film mi izliyorsun sen hala?, “Kaç yaşına geldin?” gibi sorulara maruz kalmaktayız… YETEEEER!

1. “Uff oğlum kapat şunun sesini ne diyor bunlar?”

giphy

2. “Hala çizgi film mi izliyorsun? Kaç yaşına geldin?”

giphy1

3. “Seni Hentaici seni :D”

giphy2

4. “Ulan yıllardır anime izliyorsun tek kelime Japonca öğrenemedin.”

Ulan yıllardır anime izliyorsun tek kelime Japonca öğrenemedin.

5. “Şeker kız kendiyi izledin mi abi ? :D”

Şeker kız kendiyi izledin mi abi

6. “Abi anime izleyelim mi ? Yeni bölüm yayınlandı”
“Oğlum aç adam akıllı film izleyelim”

giphy3

7. “Abi çizgi film mi okuyorsun sen?”

Abi çizgi film mi okuyorsun sen

 

Reddedilme Korkusu

Standard

Hepimiz gün içinde küçük veya büyük çapta reddedilmeler yaşıyoruz. Tabii bizi seven herkesi sevemeyeceğimiz veya üyesi olduğumuz tüm gruplarla eğlenemeyeceğimiz içinbiz de başkalarını reddetmiş oluyoruz. Bu aslında sosyal evrenin bir kuralı. Başkalarını reddettiğimizde bunun nedenlerini açıklayabiliyoruz ancak kendimiz reddedildiğimizde bu durumu kişiselleştirme eğilimine giriyoruz. Hatta bazen küslüklere bile neden olabiliyor.

İnsanların gün içinde ruh halinin olumsuzlaşmasının nedenlerine baktığınızda, reddedilmenin en temel neden olduğunu görebilirsiniz. Duke Üniversitesi’nden psikolog Mark Leary “Olumsuz olayların büyük bir çoğunluğu, başkalarının ilişkilere sizin kadar değer vermediğini düşünmenizden kaynaklanır” diyor. Bu düşünce şekli, acı veren başka düşünceleri de beraberinde getirir: “İş arkadaşım neden görüşmelerle beni saf dışı bırakmaya çalışıyor, eşim benimle ilgilenmek yerine televizyon seyrediyor” bu düşüncelere örnek gösterilebilir.

r2

Bu duygular aslında hepimizin DNA’sında var. İletişim kurmayı başaramayınca arkasından kesin hayal kırıklığı da geliyor. Sevdiğiniz biri tarafından reddedilmek ise hayattaki en stresli durumlardan birini oluşturuyor. Öyle ki bazen en önemsiz gibi görülen ret yanıtları bile insanın duygularını bulanıklaştırıp, kendisine duyduğu özsaygıyı zedeleyebilir. Aslında özsaygı, insanın kendi içinde yer alan bağımsız bir barometre. Yani kötü bir hisse kapıldığınızda, kendinize karşı da kötü hissetmeniz çok muhtemel.

Hassasiyetin artışı

Günümüzde genel olarak aşırı hassasiyette bir artış yaşanıyor. Bunun birçok nedeni olmakla birlikte en çok öne çıkan neden, tüm yaş gruplarında kendisini gösteren majör depresyon vakaları. Dahası, özellikle anne-babaların ve eğitimcilerin çocuklara karşı aşırı korumacı veya aşırı övgü dolu yaklaşımları da hassasiyetin artmasına neden oluyor. Uzmanlar, bu aşırı övgü durumunun hiç yoksa bileçocuklarda güvensizlik hissine neden olduğuna dikkat çekiyor. İnsanların dürüst davranmadığı düşüncesine ve “Acaba beni gerçekten seviyorlar mı” sorgulamalarına davetiye çıkarıyor.

New York’lu psikolog Robert Leahy, bunun üzerine bir de performansa dayalı günümüz kültürünün yarattığı baskıların eklendiğini söylüyor. Gençler, içinde bulundukları grubun daimi üyesi olmak için çalışmak yerine ışıkları üzerine çekmek için yarışır hale geliyor. Bu da onları, başkalarının değerlendirmeleri konusunda daha endişeli yapıyor.

Ancak Leary’ye göre reddedilme konusunda hassas olmamızın asıl nedeni, toplumların artık daha ayrışmış, mobil, sayı ve güç bakımından zayıflamış olması. Leary bunu “200 yıl önce insanlar ufak bir çevrede yaşıyorlar ve aynı kasabada geçirdikleri bu hayattan keyif alıyorlardı. Bugün ise kendimizi diğer sosyal ağlara entegre etme ihtiyacı duyuyoruz.Tanıştığımız yeni yabancılar, her seferinde reddedilme riskini de artıyor” şeklinde açıklıyor.

r3

Reddedilmeye karşı hassasiyet geliştirmenin tek bir yolu yok. Klinik uzmanlar ve araştırmacılar duygusal ve fiziksel açıdan istismarcı, eleştiren ebeveynlerin çocuklarının yüksek hassasiyet geliştirdiklerini söylüyor. Fakirlik içinde veya savaş bölgesinde büyüyen çocuklarda da benzer güvenlik endişeleri kendini gösteriyor. Öte yandan reddedilmeye karşı hassasiyet geliştirmenin temelinde, bir çocuğun kendi anne-babasıyla ilişkisi ciddi bir öneme sahip. Çocuğun kendi içinde strese karşı geliştirdiği tepki de bir başka faktör. Genetik yapı veya prematüre doğum da sinir sistemi üzerinde belirleyici olduğu için bir çocuğun reddedilmeye karşı aşırı hassasiyet geliştirmesine neden olabiliyor.

Depresyon-reddedilme ilişkisi

Bu aslında yumurta-tavuk ilişkisine benziyor. Depresif insanlar, reddedilmeye karşı daha hassas oluyor. Reddedilmeye karşı hassasiyet ise atipik depresyonun belirtilerinden biri olarak görülüyor. Depresyonun mu reddedilme hassasiyetinin mi daha önce kendini gösterdiğini söylemek ise oldukça zor.