Bilimsel Aldatmacalar!

Standard

Kafa karıştıran fotoğraflar ve videolar ya da akılları sıra Evrim’i çürütebilecek insanların Evrim’e karşı sundukları argümanlar olarak paylaşımlar. Bunların başlıcaları arasında da “Haydi bunu Evrim ile açıklayın!” şeklinde gelmekte olan garip görünüşlü, tam olarak ne olduğu bilinemeyen, büyük oranda düş aleminden fırlamış ya da mistik ögeler taşıyan yapılarda olan canlıların fotoğraflaları paylaşılıyor. Kimi zaman UFOları da bu kategoriye dahil edebilsek de, burada UFOlardan çok Dünya üzerinde polis, tekil şahıslar, gruplar ve diğer kurumlar tarafından tespit edilen bazı sahtekarlıkları ele alalım. Bu şekilde kaynaklar buldukça genişletip, böylelikle bu hayalperest bireylerin ne tip dayanaksız ve sığ görüşlerin kölesi olduğunu hep birlikte göreceğiz. Bu yazıyı okuyanların kendi eğitim ve algı düzeylerinden gurur duymak için bir fırsat, bu tip yalanlara gözü kapalı inanan kişiler için bir utanç ve bilimin aydınlatıcı ışığına ulaşmak için bir yol olacağını düşünün.

Ölü Peri Uydurmacası (Kelebek Adam Uydurmacası)

Yukarıda gördüğünüz bu fotoğraflar, bazı kaynaklarca “perilerin gerçekliğine yönelik kanıt” olarak sunulmaktadır. Kimi kaynaksa bunu bir “kelebek adam”a ait olarak göstermektedir. Bu isimlerin farklılığının sebeplerinin ülkelere göre değiştiğini görmekteyiz. Yurtdışındaki Hıristiyan kaynaklar bunu “periler” olarak nitelendirirken, İslami kaynaklarda “kelebek adam” olarak geçmektedir.

 

Bu olayın ilk patladığı zaman, 1 Nisan 2007’den birkaç gün öncesidir. Bu fotoğraflar bir internet sitesinde 8 inç (yaklaşık 20 santimetre) uzunluğundaki bir perinin cesedi olarak yayınlandığında tüm Dünya’dan ciddi bir tepki almış ve heyecan uyandırmıştır. İnternet sitesinde İngiltere’nin Derbyshire şehrinin Firestone Tepesi civarında köpek gezdiren bir adamın bu cesedi bulduğuna yönelik yazılan bilgiler, tüm Dünya’da hızla yayılmış ve kısa sürede “kesinlikle gerçek bir peri” olarak görülmeye başlanmış, hatta perilerin varlığı ile ilgili programlara konu olmuştur.

 

Ceset tam olarak bulunmuştur, yani kulakları, kuyruğu, saçları, derisi, dişleri ve tüm uzuvları tespit edilmiştir. İnternet sitesi ayrıca elindeki bu cesedin gerçekliğini ispatlamak adına cesedi antropologlara ve adli bilim uzmanlarına incelettiğini iddia etmiş, bu incelemeler sonucunda keşfedilen cesedin tamamen orjinal olduğunun ispatlandığını ileri sürmüştür. Hatta internet sitesine göre çekilen X-Ray taramaları sonucunda iskelet yapısının aynı bir insan yavrusuna (çocuğa) benzediği, kemik anatomisinin ise bir kuş gibi içi boş olduğunun tespit edildiği iddia edilmiştir. Tüm bu “bilimsel veriler” dahilinde bulunan cesedin uçan bir periye ait olduğunun kesinleştiği söylenmiştir.

İnternet sitesi tek bir gün içerisinde 20.000’den fazla tıklama almış, konu haber bültenlerine taşınmış ve birçok ülkeden birçok çevreden insan konu üzerinde detaylı tartışmalara girmiştir. Gerçek, 2007 yılının 1 Nisan gününde ortaya çıkmıştır.

Cesedin ve fotoğrafları yayınlayan internet sitesinin sahibi olan Dan Baines, Londra’da sihirbazlar için tasarımlar yapan 31 yaşında bir illüzyon uzmanıdır. Cesedin kendisinin yapımı olduğunu şu sözlerle, kendi sitesinden Dünya’ya duyurmuştur.

“İnternet siteme ve bu konuya gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim. Her ne kadar perilere inanıyor olsanız da, ki ben de inanıyorum, bu konunun sahte olabileceğine dair her zaman içinizde bir şüphe olduğunu biliyorum. Ne yazık ki bu gördüğünüz ceset benim tarafımdan imal edilmiştir ve tamamen sahtedir. Ancak yine de, bir peri tarafından yapılacak bir büyünün gerçek olabileceğini düşünmeniz ve tarafımdan hazırlanmış bu 1 Nisan şakasına inanmış olmanız, sizin hayatınız boyunca hatırlayacağınız bir anı olacaktır.”

Baines sadece bunu açıklamakla kalmamış, kendisine gönderilen yüzlerce elektronik postayı da ortaya dökmüştür. Bu postaların bir çoğunda, fotoğraflardaki canlının aynısını gördüğünü iddia eden, hatta yemin eden, onlarca insan bulunmaktadır. Öyle ki, Baines yaptığı şakayı itiraf ettikten sonra bile halen Baines’in yalancı olduğunu, aslında o cesedin gerçek olduğunu iddia eden birçok posta almıştır. Baines, bu “yalancılıkla itham edildiği” elektronik postalara her gün 4’er saat cevap yazdığını ve tek tek üretim aşamalarını izah ettiğini söylemiştir.

Baines’in benzer şekilde ürettiği diğer sözde “periler” eBay üzerinden satışa çıkarılmış ve 280 sterlin gibi fiyatlara satılmıştır.

Görüldüğü üzere insan, bir şeyi sorgusuz kabul etmeye programlandığında, gerçeklerin gösterilmesi bile onu yolundan çevirmeyecek ve inandığı şeyin doğru olduğunda ölümüne ısrarcılığını koruyacaktır. Baines’in başından geçen ve tüm Dünya’nın kısa bir sürede aldandığı bu olay, insanlık tarihinde var edilen mistik milyonlarca ögenin nasıl var olduğunu, toplum içerisinde nasıl yayıldığını ve gerçeklerin gösterilmesini ne kadar zor olduğunu gösteren harika bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dev İnsanlar Aldatmacası

Ne çok seviyoruz Haraikalar Diyarı’nda olmayı, çılgınca arzuluyoruz, değil mi? İşte insan zekasının alçalabileceği konumu gösteren bir diğer çaba.

“Arabistan’ın güney doğu bölgesinde yapılan yeni petrol aramaları sırasında aşırı boyutlarda insanların kemiklerine rastlandı! “Boş Çeyrek” olarak anılan Arabistan’ın bu kesimi, Arapçada “Rab-Ul-Khaale” olarak geçiyor. Keşif, Aramco Araştırma Ekibi tarafından yapıldı. Keşif, Allah’ın Kuran’da söylediği ve daha önce hiç yaratmadığı boyutlarda insanlar yarattığı bilgisini de ispatlar nitelikte. Bunlar, Hud Peygamber’in gönderildiği Aad halkının kalıntıları. Onlar çok uzunlardı, çok güçlülerdi, öyle ki bir ağacı kavrayıp onu kökünden sökebilirlerdi. Daha sonra Allah tarafından onlara bu güç bahşedilmesine rağmen Allah’a sırt çevirdiler ve hem Allah’ın, hem de Peygamber’in sözlerine karşı geldiler. Allah’ın koyduğu tüm sınırları aştılar. Bu sebeple de yok edildiler.

İşte Suudi Arabistan’da bulunan din adamları bu kalıntıların o insanlara ait olduğunu düşünüyorlar. Suudi Arabistan askerleri alanı koruma altına aldılar ve ARAMCO personeli hariç kimse giremiyor. Bu bir sır olarak saklanacaktı; ancak bir helikopter gökten fotoğraf lar çekti ve bunlardan birkaçı internete sızdı. Buyrun, işte o resimler!”

Ne kadar göz doldurucu değil mi? Yapmak istenen ne kadar aşikar. Buram buram “sömürü” kokmuyor mu size de? Buram buram “sahtekarlık”? Cümlelerin dizimi, hikayenin anlatış biçimi… Her neyse, insanların zeka sınırlarını sorgulamak şimdilik bize düşmez. Biz gerçeklerin peşindeyiz.

Neye ait bu fotoğraflar? Ya da nasıl yapıldılar?

Yukarıdaki fotoğraflar Ekim 2002 ayı içerisinde Worth1000.com sitesinin düzenlediği Photoshop yarışmasına IronKite isimli katılımcının hazırlayıp gönderdiği bir dizi fotoğraf! İlk fotoğrafın açıklamasında, fotoğrafın Cornell Üniversitesi’nin bir Mastodon kalıntısını araştırırken çektikleri bir fotoğrafın üzerinde yapılan oynamalarla yaratıldığı yazıyor. Amacı ise gerçekten de insanların Devler Ülkesi’nde gibi hissetmelerini sağlamakmış, öyle yazıyor. Diğer fotoğraflar da aynı kullanıcı tarafından farklı yarışmalar için üretilmiş fotoğraflar. Bazıları üzerinde başka kullanıcılar da hak iddia etmişler zamanında. Ancak ne olursa olsun, bunların tümü çeşitli yarışmalara; ancak özellikle de Worth1000.com sitesinin yarışmasına katılabilmek için yaratılan fotoğraflar. Yani bir yaratma eylemi var, o kesin. Ancak ne yazık ki insanların hayal edip, istedikleri şekilde değil.

Şimdi yukarıdaki ilk fotoğrafa tekrar bakın. Orjinalini görmek ister misiniz? Buyrun:

5) Dev İnsanlar Aldatmacası

Bu aldatmacayla ilgili bazı diğer kaynaklar:

Hoax Slayer , Snopes , National Geographic

Uzaylı Kafatasları

Tamam, tamam. O kadar da sevimli değiller aslında. Ancak yine de, insanda merak uyandırdıkları kesin, değil mi?

Bu kafatasları ile ilgili binlerce hikaye okuyabilirsiniz internette. Bunlar o kadar farklıdırlar ki, “Tek bir fotoğrafın bu kadar farklı hikayeleri olması nasıl mümkün?” diye düşünürsünüz. Ki böyle düşünüyorsanız, doğru yoldasınız. Zira bu hikayeler domuzlara tapan adamların çarpılmasından başlayıp, Dünya’ya gelen uzaylı bir ırkın, Dünyalılara aşık olup seks yapmaları sonucu doğan çocukların iskeletlerine kadar giden devasa bir yelpazede saçmalıklardır.

Ne yazık ki yine bilimi bilmemek, bu şekilde insanın zavallı konuma düşmesine sebep olabiliyor.

Şimdi gelelim kafataslarına… Bu kafataslarının böyle “uzatılmış” olmasının sebebi, gerçekten de “uzatılmış” olmalarında gizlidir. İnternette görebileceğiniz bazı fotoğraflar, bilgisayar programlarınca uzatılmışlardır; ancak bizim bahsettiğimiz yapay uzatma değil. Gerçek bir “uzatma”.

Eskiden yaşamış -ve hatta hala bazı bölgelerde yaşayan- kabilelerde, insanların daha “güzel” gözükmesinin yolunun, onda küçük yaştan itibaren meydana getirilecek deformasyonlar olduğuna inanılmıştır. Bu inanç, doğum öncesi ve sırasındaki kanlı görüntüden ötürü “güzelliğimizi” kaybettiğimiz ancak çeşitli yöntemlerle bunu geri kazanabileceğimiz kabulü üzerine kuruludur.

Kabileler bu güzelliği sağlamak için modern dünyaya “anormal” gelen davranışlar sergileyebilirler. Bu kabilelerden (hatta uygarlıklardan) biri Mayalılardır. Şu bizim “belalı” Mayalılar.

Yukarıdaki gördüğünüz garip kafatasları ve internette görebileceğiniz benzerlerinin %95’inden fazlası Maya uygarlığına aittir. Bu kafataslarının bu anormal yapılarının %90’ı ise, Mayalıların yukarıda açıkladığımız inanışından kaynaklanır.Archaeology dergisinin ele aldığı bu konu, detaylıca işlenmiş ve Mayalılar hakkında derin bilgiler verilmiştir. Dergide, Mayalı annelerin çeşitli kasnaklar, sıkaçlar, kalaslar ve benzeri yapılar kullanarak çocuklarının kafataslarını nasıl değiştirdiği anlatılmaktadır. Bu şekilde çocuklarının “daha güzel” olacağı düşünülmüştür. Bu şekilde anneler, çocuklarını hetz mek adı verilen “sosyeteye kabul edilme” dönemine hazırlarlar. Kafatası deforme olmayan bireylerin bu törene kabul edilmeyeceği düşünülmektedir.

Bu garip kafatası da ne yazık ki insanların internet ortamında garip bir hasretle umduğu şeytan-insan çiftleşmesinden doğmamıştır ne yazık ki. Musa döneminden kaldığı düşünülen (ve pek güvenilir olmayan bir kaynak tarafından, Surnateum isimli Fransız Müzesi tarafından da onaylanan) bu kafatası dökme değildir ve orjinaldir. Uzmanlar, kafatasının ait olduğu dönemde tanrıların genellikle boynuzlu hayal edildiği, çünkü boynuzun güç simgesi olduğunu açıklamışlardır. Kafatasının küçüklükten beri bu tanrılara yaranmak amacıyla ebeveynler tarafından kontrollü deformasyonu, bu tip acayip sonuçlar doğurabilmektedir.

İskeletimizin hassas olduğu çocukluk yaşlarımızda, doğru (!) yönlendirmeler sayesinde iskeletimizin her kısmına, herhangi bir şekil kazandırmak mümkündür. Bu, günümüzde de uygulanan bir durumdur. Aşağıda, kafatasına yönelik değil de, ayaklara yönelik çok bilinen bir uygulama görüyorsunuz.

4) Uzaylı

Günümüzde, Malaya Takımadaları ve Afrika’nın iç bölgelerinde bu geleneği kafatasları üzerinde sürdüren onlarca kabile vardır. Bu yapay deformasyonu birçok inanç sebebiyle, çocukluktan beri yapıyor olsalar da, en temel sebebi “daha güzel” görünmektir. Eh, herkesin güzellik anlayışı farklı tabii ki. Bizi ilgilendiren bunun nasıl sahte-bilime ve inanç tüccarlığına alet edildiği.

Peki nasıl yapıyorlar? Hemen onunla ilgili de birkaç görsel verelim. İlk olarak, bahsettiğimiz gibi bazı basit aletler kullanılıyor.

 

Bu basit yöntemler, henüz kafatası kemikleşmemiş yaşlardan itibaren çocuklara uygulanmaktadır. Böylece baskı altında kafatasının şekli günden güne değişmektedir. Uygulamasını da görelim.

Görüldüğü gibi çok küçük yaşlardan itibaren uygulanıyor. Daha sonra da, ergenlik ve yetişkinlik süresince de farklı şekillerde bu gelenek sürdürülüyor, zaten o zamana kadar kafatası çoktan şekil değiştirmiş oluyor.

Tabii ki bu uygulamalar herkeste aynı sonuçları vermiyor ve ortaya birçok değişik kafatası yapısı çıkabiliyor. Bunlar öldükten sonra da geride garip kafatasları bırakıyorlar.

Bu masumane (ancak beyin gelişimi açısından sıkıntı yaratma potansiyeli olan) gelenekler, kimi için yaşamın kaynağı iken, bazıları içinse diğerlerinin yine masum olduğunu umduğumuz inançları üzerinden tüccarlık, sahtekarlık, dolandırıcılık yapma imkanı sunuyor. Bize de düşen, bu sahtekarların yalanlarını ortaya çıkarmak oluyor.

Üstelik sadece yapay deformasyon değil! Kimi durumda gerçekten, çeşitli doğum hastalıklarına ya da sorunlara sahip olan insanların kafataslarında deformasyon görebiliyoruz. Bu deformasyonlar çeşitli boynuz yapılarının oluşmasından tutun da, kafatasının uzaması, daralması, yamulması gibi birçok raddeye kadar ulaşabiliyor.

Aşağıdaki fotoğraflarda ise beyin omurilik sıvısının fazla üretilmesinden kaynaklanan hidrosefali dediğimiz bir durumun sonucunda kafatası şekli değişmiş insanları görüyoruz.

Dolayısıyla arkanıza yaslanın ve derin bir nefes alın.

Hala uzaylılar gelmedi. Hala bizlerle çiftleşmediler. Hala insanlar, gerçekleri araştırmaktan acizler. Ha bir de, hala Evrim’i “çürütebilen” biri olmadı.

Unutmayın ki doğada ve Evren’de istisnasız her şeyin bilimsel bir açıklaması vardır. Zira doğada bir şey gerçekten oluyorsa, o şey bir “gerçek”tir ve gerçekler, bilimin alanındadır.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s