Geçmişte yaşanan karşılıksız aşklar…

Standard

Özellikle “Skylle ve Glaukos’un hikayesi” çok etkileyici. İlk okuduğumda; yine ilgi bulmayan aşklar, kıskançlıklar ve ihanetler geçmişten bu güne kadar devam ettiğini gösteriyor..

Meles ve Timagoras

Atinalı bir genç olan Meles’e Atina’ya yeni göç etmiş olan Timagoras adında bir yabancı âşık olur. Timagoras ilk gördüğü anda tutulduğu Meles’e yaklaşmaya ve aşkını ifade etmeye çalışır. Meles ise bu ilgiye karşı ağır sözler ve hakaretler ile Timagoras’ı aşağılar. Bu ilgiden kurtulamayacağını anlayan Meles onu ölüme götürecek meşhur dayatmacı ikilemesini anlatır. “Eğer beni seviyorsan şu uçurumdan atla!” der. Aşkından deliye dönen Timagoras, aşkına karşılık bulamamasının bedeli olarak kendini tereddüt etmeden uçurumdan aşağıya atar. Meles bu durum karşısında şok geçirir. Anlamadığı bir aşk için birisi canını feda etmiştir. Çok üzülür ve dayanamaz o da kendisini uçurumdan aşağıya atar. Bu hazin aşk öyküsünün anısına Anteros’ta bir sunak yapılır.

Kithairon ve Teisiphone

Zekâsı ile ünlü Platia kralı Kithairon’un da ilginç bir hikâyesi vardır. Evlilik Tanrıçası Hera ile kocası Zeus’u barıştırması ile ünlüdür. Ama hikâyesinde kendisine âşık olan Erinyeler’den Teisiphone adlı bir delikanlı vardır. Şimdi diyeceksiniz ki daha önceki hikâyelerde de iki erkeğin aşkı da nasıl oluyor? Mitolojiye göre o zamanlar bu ayrım yapılmıyordu ve Tanrılar arasında bu aşklar, kabul edilebildiği sürece normal sayılıyordu. Gelelim hikâyemize. Bu duruma kızan Kithairon, delikanlının bütün saç tellerini yılana dönüştürür. Başındaki yılanlarla acı içerisinde yaşayan Teisiphone, bir gün fırsatını bulur ve saçlarındaki yılanları kullanarak Kithairon’u öldürür.

Nerites ve Aphrodite

Deniz efsanelerinin kahramanı olan Nerites çok yakışıklı genç ve alımlı bir delikanlıdır. Aphrodite Olympos’a çıkmadan önce denizde yaşarken, bu genç ona tutulur. Aphrodite bu aşka pek karşılık göstermese de arkadaş olarak yaklaşır ama Tanrılar dağına çağrıldığı için ayrılmak zorunda kalır. Giderken Nerites’e kendisi ile birlikte gelmesi için kanat verir. Fakat genç ve tutkulu olan Nerites bunu kabul etmez. Bir kadının peşinden gitmeyi onuruna yediremez. Buna çok kırılan ve öfkelenen Aphrodite, Nerites’in bu inatçılığı nedeniyle onu deniz kabuğuna çevirir ve deniz kıyısında dalgaların vurduğu bir kayalığa yapıştırır. Nerites, yapışmış olduğu bu kayalıktan asla kopamaz ve sürekli azgın dalgaların kamçılamasına maruz kalır. Nerites’e “Hadi gel. Beraber uçalım Olympos’a.” derse de Nerites -gördüğü bu aşağılamadan dolayı- kabul etmez Aphrodite’nin teklifini. Duyduğu bu cevap karşısında hırsını alamayan Aphrodite, Nerites’e vaat ettiği kanatları kendisiyle yol arkadaşlığı yapacak olan Aşk Tanrısı Eros’a vererek Olympos’a uçar. Geriye kalan; Sürekli dalgaların dövdüğü kayalıktan düşmeyen bir deniz kabuğu olan Nerites’tir. Deniz kabuklarının dayanıklılığı ve sertliği bu mitolojik öyküden gelmektedir.

Skylle ve Glaukos

Mitolojide karşılıksız aşklar üzerine en etkileyici öykülerden biri de Skylle adlı kadının trajedisidir. Mitoloji, Skylle adında iki farklı kadından bahseder. İlki, bir sürü yırtıcı hayvanın bedeni etrafında kolonileşmesinden oluşmuş bir canavar kadındır. Bu canavar kadın bugün ki İtalya’da Messine boğazına yerleşir ve Tanrıların gemileri geçerken içindekileri, bedenindeki hayvanları üzerlerine salarak öldürttüğü anlatılır. İlk hikâye şöyledir;

Skylle canavar şekline dönüşmeden önce Glaukos adlı bir balıkçıdan bahsetmemiz lazım. Bu balıkçı, kıt kanat geçinen ve tuttuğu balıkları köylülerin yiyecekleri ile değiş-tokuş yaparak yaşamını sürdürmeye çalışan iyi kalpli bir adamdır. Bir gün ağından topladığı az miktardaki balıkları her zaman ki gibi çimenlerin üzerine atar. Fakat gözlerine inanamaz! Çimene attığı her balık hoplayarak denize sıçrar. Otlarda bir sihir olabileceğini düşünen Glaukos başlar otları yemeye. Sonrasında “Artık ben de Tanrıyım.” diyerek atar kendini denize. Tanrı olduğu motivasyonu ile açılır denizlere. Aslında hiç bir mucize yoktur. Sadece kendisini buna inandırmıştır. Denizde ilk önceleri bir şey göremez ve anlayamaz. Ama yine yüzmeye, dalmaya devam eder. Bunu gören deniz Tanrıları şaşırır. Bir faninin nasıl olur da kendileri gibi hareket ettiğini anlamaya çalışır. Sonunda bu faniye acırlar ve onu bir pınara taşıyarak Tanrılaştırırlar. Saçları uzayan ve belden altı balığa dönüşen Glaukos çok mutludur. Ama Glaukos’un bilmediği bir şey vardır!

Bir gün denizlerde dolaşırken bir kıyıda yıkanan -saçları, gözleri ve vücudu çok güzel- bir kız görür. Uzun süre onun yıkanmasını ve çıplaklığını izler. Artık dayanamaz ve bu peri kızının yanına gider. Kız, denizden bir Tanrının geldiğini görünce korkup kaçar. İyi niyetli olan Glaukos bu kıza yalvararak “Ne olur kaçma benden. Sana zarar vermeyeceğim. Ben de sen gibi insandım. Ne olur kaçma? Sonradan Tanrı oldum. Ne olur gitme!” diye yalvardıysa da nafiledir çabası. Kız çok korkmuş ve ağlayarak kaçmıştır. Glaukos ne yapacağını şaşırır. Bir yandan, insan olduğu günler aklına gelir ama o zamanlar fakir bir balıkçı olduğu için “Acaba karşıma çıksaydı ne olurdu?” gibi düşünceler içerisinde kafası karışmaya başlar ve Tanrısal gücünün şımarıklığı ile hiddetlenir. Aşık olduğu kızın adı ise “Skylle’dir.”

Aşkının çaresizliği karşısında kendisini Tanrı yaptığına inandığı sihirli çimenlerin yaratıcısı olan büyü Tanrıçası Kirke’ye koşar. Başından geçenleri anlatır. Bir Tanrı olduğu halde bu fâni kızın çok güzel olup kendisini deliye döndürdüğünü, ona deliler gibi aşık olduğunu ve kendisine bu konuda yardım etmesini ister. Tanrıça Kirke “Bak yoksul bir balıkçıyken seni Tanrı yaptım. Oysa sen bir fani peşinde koşuyorsun. Olacak iş değil. O ölümlü biri, sen onunla olamazsın! Neden diye sormuyor musun? der? (Kimi efsanelerde Kirke’nin Glaukos’u Tanrı yapmadığı, Glaukos’un buna inandığı anlatılır. Kimisinde ise kendisine böyle bir talep ile gelen ve deniz Tanrıları tarafından Tanrılaştırılan Glaukos’un, fâni olan Skylle’ye olan aşkını kıskanıp yalan söylediği anlatılır.) Kirke, kendisine anlatılan bu muhteşem aşkı kıskanırsa da bunu belli etmez. Tanrı yaptığına inandığı ya da bu Tanrının aşkını kıskandığı için deliye döner. Güneş Tanrısının kızı olan Kirke bu saatten sonra zembereği boşalmış bir saat gibidir. Saf Glaukos ise bir başka Tanrı karşısında diz çökmüş medet aramaktadır -kendisinin de Tanrı olduğunu unutarak- fâni bir kulun aşkına nâil olmak için…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s