Dünya mizah anlayışı

Standard

mz3

İskoçlar cimrilikleriyle tanınmışlardır. İngilizler’i güldüren şeylerin başında da İskoçlar’ın cimrilikleri gelir. Bu konuda çeşitli fıkralar anlatırlar. İşte bunlardan biri:

Mac Farlane’in oğlu okuldan dönmüştü. Heyecan içinde bahasına yaklaşıp: «Baba, benimle ne kadar iftihar etsen azdır,» dedi. «Öğütlerini tuttum, bugün tam altı kuruş tasarruf ettim. Giderken de, dönerken de otobüse bineceğim yerde, binmedim, otobüsün peşinden koştum.»

Babası kızdı: «Sersem,» diye çıkıştı, «otobüs yerine bir taksinin peşinden koşsaydın, daha fazla para tasarruf etmiş olurdun.

Almanlar’ı, siyasi fıkralar kadar garip deli hikâyeleri de güldürür. Bundan dolayı, Almanya’da çeşitli deli fıkraları anlatılır. Buradaki fıkra Alman mizahını temsil eden en güzel fıkralardan biridir.

Bir bakan bir akıl hastalıkları kliniğini gezmektedir. Hastanenin başhekimi bakana az ileride bir yüzme havuzunu göstererek, hastalara tramplenden havuza atlamasını öğrettiklerini söyler. Gerçekten, tramplenin üzerinde, havuza atlamaya hazırlanan bir deli vardır. Bakan dehşetle havuzda su bulunmadığının farkına varır. Heyecanla tramplendeki deliye, aşağıya atlamaması için seslenir.

Deli kayıtsız, omuzlarını silker: «Ne zararı var» der, «ben de zaten yüzme bilmiyorum ki!»

mz4

Kuzey ülkelerinin mizahında sarhoş fıkraları büyük bir yer tutar. Şu Danimarka fıkrası, bu çeşit mizahın en güzel örneklerinden biridir:

Vakit ilerlemiş, meyhanenin kapanma saati yaklaşmıştır. Garsonlardan biri arkadaşına sokularak, masalardan birinin üzerinde sızmış bir müşteriyi gösterir:

— «Neden kalkıp gitmesini söylemiyorsun?»
— «Neden söyliyeyim! Uyandırmak için her yanına gidişimde hesabı istiyor, itiraz etmeden de parayı ödüyor»

mz2

Rusya gibi  ülkelerde mizah, idarenin, devlet büyüklerinin acı bir şekilde hicvedilmesinden korkulduğundan, devletin kontrolü altında yapılmaktadır denebilir. Bununla birlikte, halk gene de fırsatını buldukça fıkra uydurup durumla alay etmekten geri kalmaz. İşte bu fıkralardan biri:

İki arkadaş yolda karşılaşırlar. Biri, ötekine sorar:

— «Dünkü büyük hırsızlıktan haberin var mı, dostum?»

— «Hayır, yok. Nerede olmuş hırsızlık?»

— «İçişleri Bakanlığından

— «Peki, ne çalınmış? Önemli bir evrak gibi bir şey mi?»

— «Daha da fena: Gelecek seçimlerin sonuçları»

Fransız mizahı daha çok aldatılan kocaları,xkarı, koca, âşık, metres münasebetlerini konu eden bir mizahtır.

Adam seyahatten, vaktinden çok önce dönmüştür. Eve gelince, karısını yatakta, âşığını da karyolanın altında saklanmış bulur. Büyük bir sâflıkla adamı çekip çıkararak yüzüne tükürür:

— «Ayıp, ayıp!» der. «Koskoca adamsın, hâlâ yatakların altında saklanıp kadınları, çocukları korkutmaya utanmıyor musun!»

Amerika’da son günlerde feza mizahı da gittikçe yayılmaktadır. İşte bu konuyla ilgili fıkralardan biri:

İki yaşlı kadın Ay’a gitmek üzere bir füzeye binerler. Yalnız, füze o kadar gürültülü, o kadar hızlı bir şekilde ilerlemektedir ki, istedikleri gibi konuşamazlar. En sonunda biri, füzenin pilotuna döner:

— «Sesten hızlı uçmamız şart mı? Biraz daha yavaş gidin de arkadaşımın anlattıklarını duyabileyim»

 

Reklamlar

One response »

  1. Gerçekten eğlenceli. Tübitak yayınlarından bir kitap okumuştum üniversitedeyken. Orada farklı toplumların mizah anlayışlarını anlatıyordu. Çoğunluğunun bize komik gelmediğini anlamıştım okuduğum zaman. Galiba en güzel mizah insanın kendi toplum mizahı olmakla beraber bizim ülkenin karikatür ve mizah seviyesi çok daha iyi gibi 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s