Bu yüzyılın fikir akımı çevrecilik olacak!

Standard

cev1

Orman mühendisi olan bunun yanı sıra radyo programı sunup, yazar kimliğiyle karşımızda çok yönlü bir isim olarak duranAytül Temiz ile başta içinde bulunduğumuz çevre olmak üzere kendisinin bilgi sahibi olduğu birçok önemli konu hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdim. Bu röportajı okuduktan sonra, çevreye karşı en acımasız tutumu sergileyen insanın bile “bir dakika ya şunları bir daha düşüneyim ben”diyeceğini düşünüyorum. Bunun yanı sıra yaptığım bu röportajın Orman Mühendisi olmak isteyen gençler için de hayati bir önem taşıdığını söyleyebilirim. Aytül Temiz’in sorularıma verdiği yanıtlar içerisinde benim en çok ilgimi çeken “bu yüzyılın fikir akımının “çevrecilik” olacağı iddiasıydı.”

Öncelikle Aytül Temiz hanımefendiyi bilmeyenler için tanıtıp, sonra da röportaj kısmına geçelim.

Aytül Temiz İhtisasını İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Mühendisliği bölümünde tamamlamıştır. Öğrenimine İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde devam ederken, Türkiye’nin bitki ithalat sorunlarıyla ilgili yüksek lisans tezi yazmakta olup, ‘310 Adımda Yeni Başlayanlar İçin Bahçe’ isimli kitabın 2012 yılında yazarlığını yaparak binlerce kişiye ulaşmıştır. Çeşitli TV kanallarında bahçe ve bitkiler üzerine uzman olarak canlı yayın ve röportajlar gerçekleştiren Temiz, butik ve büyük çaplı birçok kamu ve özel mülkiyete ait peyzaj projesinin tasarım ve uygulama aşamalarında yer almıştır.  İleri derecede İngilizce bilmektedir. 2011 yılından bu yana Nat Bahçe ve Peyzaj Ürünleri firmasının proje müdürüdür. 2014 yılında “Alacalı Ebruliler” isimli şiir kitabını çıkarmıştır. Aynı zamanda bir radyo programı sunup burada yazdığı şiirleri seslendirmektedir.

Ormanların devamlılığını sağlamak için bizlere ne gibi görevler düşüyor?

Orman bir habitattır yani yaşam alanı.. Bir ormanı korumak sadece ağaçları değil içinde yaşayan yaban hayvanlarının, mevcut orman köylülerinin yaşam şartlarının, içme suyunun, nefesimiz olan oksijenin bile korunması demektir.. Mevcut dünya düzeninde doğal ormanların korunması kadar yeni kent ormanlarının yapılması şehir hayatındaki insanların ruh ve beden sağlığı açısından önem taşımaktadır. Bu sebeple ormanların devamlılığı için insanlar olarak başlıca görevimiz; “mevcut ormanlar korunarak, yeni ormanlar yapılmasıdır diyebiliriz.”

Orman Mühendisi olarak sektörünüzde en çok karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Türkiye’de ormanların %98’i devlete bağlı.. Ormancılık yapabilmeniz için devlete bağlı bir memur olmanız ya da serbest ormancılık bürosu kurmanız gerekir. Ben bu iki yoluda seçmedim. Çünkü bitkilere duyduğum inanılmaz bir ilgi olsada yapmak istediğim iş tam olarak bu değildi. Çocukluğumdan beri sanatı ve bağımsız üretmeyi seven biriydim. Bunun bir sonucu olarak mühendislik çatısı altında aldığım yoğun bitki eğitimimi özel sektörde bahçe tasarımına dökme kararı aldım. Peyzajcıyım demiyorum.. Bölüm başkanları dahi Orman Mühendisi olan peyzajcıyım diyen ve mühendislerin mimari işler yapmasına karşı olup eylemler yapan mimarlarda bana garip geliyor.. Bence eğitim ve unvan bir yana yeteneklere saygı duyulan özgürlükçü bir özel sektör haline gelebilmeliyiz. Siz güzel çalışıyorsanız kimse zaten sizi durduramaz. Ben “kendimi bitkileri insanların hayatına adapte etmeye adamış bir bahçe tasarımcısı olarak görüyorum.” Bitkiler ve insanlar ne isteri iyi bilen, tasarım yeteneği güçlü biri olmanız lazım bizim sektörümüzde çalışacaksanız. Haliyle bilgi, psikoloji, estetik yönleri derken çok zorlanıyorsunuz.. Üstelik her işiniz bir öncekinden farklı olmalı ve bakanlar bunu şu kişi yapmış diyebilmeli.. Bir tarzla farklı işler ortaya çıkarıyorsanız eğer işinizde hızlıca yükselirsiniz.

Orman Mühendisi olarak sizin fikirleriniz dikkate alınıyor mu? Yoksa ilgililer bildiklerini mi okuyor?

Orman Mühendislerinden görüş istenir her zaman.. Onlarda görüş bildirir.. Meslek odaları ve üniversiteler ilgili birime gönderir hazırladıklarını ama maalesef bir şey ifade etmez. Çünkü; “biz hariç tüm mühendisler bir şey yapmak ister, bizim derdimizse yaparken korumaktır.” Haliyle anlaşılmakta güçlük çekeriz. Bizim ekonomiden daha çok değer verdiğimiz şeyler vardır.. Bende mesleğiyle tanınan biri olarak, röportaj isteyen gazetelere, radyo ve tv’lere her zaman görüş bildiriyorum.

Neden Orman Mühendisliği okudunuz?

Henüz İlköğretim öğrencisiyken lise son sınıf öğrencileriyle beraber İTÜ’de Tübitak Biyoloji olimpiyatlarına girip derece yapmıştım. Üstün zekalı olduğum için Japonyaya bilim kampına almak istediler ama annem beni göndermedi. Babam vefat etmiş olduğundan mı bilmiyorum yanından ayırmak istemedi. İlkokuldayken darüşşafaka’ya gitmemi isteyen bir hocam vardı, onun sınavına dahi  yatılı diye yollamadı. Kötü mü oldu? Aslında hayır çünkü “aile sevgisi yaşadım.” Hep düşünürüm belki de şuan biyolojiyle alakalı dünya çapında bir “bilim kadını” olacakken “Orman Mühendisi” oldum. Fakat öyle olsam belki de bu kadar mutlu olamayacaktım. Özetle benim bu mesleği okumam“öğrencilik hayatım boyunca bitki seven sayısal zekaya sahip biri olmanın kaçınılmaz sonucu” oldu diyebilirim.

Sizin gibi Orman Mühendisi olmak isteyen gençler ne yapmalılar? Bu mesleğin artıları ve eksileri neler?

Çeşitli eğitim kurumlarına konuk olarak seminerler veriyorum.. Gençlere önerim “kimse gibi olmak istemesinler..”Hatta söylediğim delice gelebilir ama “birşeyde olmak istemesinler.” Bazen o şartlanılmış hedefler kaosa götürüyor insanı.. Son anda istediğimiz bu değilmiş dediğimiz o kadar çok şey var ki hayatta.. Doğru şeye odaklansınlar.. Yani özlerine.. Kendilerini dinlesinler, neyi sevdiklerini ve yeteneklerini bulsunlar.. Bunun için çocukluklarını düşünmeleri yeterli. Çünkü orda çevre dayatması yok, özgürsünüz. Ben mesela çocukkende doğaya ve bitkilere meraklıydım. Üniversite sınavından önce son yaptığım şey Florya Atatürk Ormanında yürüyüş olmuştu. Sonraki dört sene İstanbul Üniversitesi’nde o ormanı yapan Prof. Dr. Mazhar Diker’in adının verildiği binada okudum. Tesadüf mü? Asla değil. Sevdiğim şeyi seçtim.. Çünkü 10 yaşında da oraya gidip şiirler, yazılar yazdığım günler vardı ve bu yirmili yaşlarımda da değişmemişti. Gerçekten “benim yaptığım işi yapmak isteyen gençler varsa da lütfen bana ulaşsınlar, kapım doğayı seven herkese her zaman açıktır.” Benim gözümde eksileri olmayan bir iş yapıyorum, artılarını da saymakla bitiremem.

Küresel ısınmanın bitkiler ve çevre üzerinde ki etkilerinden bahsedebilir misiniz?

Küresel ısınma havanın ısınması demek.. Bu direk etkisini gösterecek bir sorun değil ancak küresel ısınmaya bağlı zamanla oluşacak “iklim değişikliği dünyanın sonunu getirecek kadar ciddidir.” Bitki ve hayvan türlerinin yok olması anlamına geliyor ne yazıkki.

Ülkemizde bitki türleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya mı? Karşı karşıya ise neden? Karşı karşıya değilse, neden değil?

Az rastlanan bazı yöresel türlerde bu durum söz konusu. Korunup çoğaltılması için çalışmalar yapılıyor ama yeterli değil maalesef. Birde dünya çapında türler var. Sahlep üretmek için tehlikeye giren orkide türleri bile oldu. “Bunun evrensel bir sorun olduğunu söyleyebilirim.”

cev2

Bitkilerin insanların söylediklerini anlayıp anlamadığı geçmişten bu yana hep tartışılmıştır. Size göre bitkiler insanları gerçekten anlar mı? Yoksa bu bir şehir efsanesi mi?

Bilimsel bir dayanağı yok ama bence tüm canlılar birbirini tamamen anlamasada hisseder. Şöyle düşünün “güneşin geldiği yöne dönen bitkiler, siz kalkıp yaprağını okşadığınızda elinizin sıcaklığını nasıl hissetmesin?” Şimdi bilimsel olarak bakınca tabiki güneş enerjisiyle besin üretiyor döner, sizin ki ne işe yarıyor demeyin.. Ben diktiğim her bitkiye ve toprağına dokunurum. Asla eldiven kullanmam. Bitkiye olmasa bile toprağına dokunmanın biz insanların elektriğini aldığı bilimsel bir gerçektir. Elektrik yüklü olmayan insanların daha huzurlu olduğuda. Doğayı seven insanlara bakın büyük bir çoğunluğu iç huzurunu bulmuştur.

Size göre çevre kirliliğine neden olan en temel şeyler neler?

Çevre kirliliğinin en temel nedeni “sanayii atıkları ve plansız inşaattır.” Ne zaman ki daha kontrol edilebilir olur o zaman bu kirlilik devam etse bile en azından artışın önüne geçilir ve evren yaşanabilir bir yer olmaya devam eder.

Televizyonlarda, gazetelerde ve sosyal medyada “ağaç katliamı” haberlerini duyduğunuzda ne hissediyorsunuz?

İçim acıyor kesinlikle ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim her yüzyılın bir fikir akımı vardır. Bu yüzyılın ki kesinlikle “çevrecilik” olacak. Bundan 50 sene sonra bu röportajın değerinin daha net bir şekilde anlaşılacağını düşünüyorum.

cev3

Yukarıdaki fotoğraf İstanbul’da 3. Köprünün yapıldığı Sarıyer Bölgesi’nde yapılan ağaç katliamının fotoğrafı. Bu fotoğraf karesi hakkında düşüncelerinizi merak ediyorum?

Dilimize oturmuş, kalıp haline gelmiş bir söz var.. “Katliamları lanetliyoruz..” diye.. Ama biz bu olayı ülke genelinde protesto dahi etmedik.. Hangi dine inanırsanız inanın, bir yaratıcıya inanıyorsunuz mutlaka. Hep beraber dua edelim ki bunlar yapılırken sessiz kaldığımız için ve gerekenleri yapmadığımız için bizi affetsin. Bakarken “gözlerimin dolmasına engel olamıyorum.” Bu gördüğünüz orman ortasında ki açıklık zamanla büyüyecek.. Çünkü bir kere orman bölerseniz zamanla bu ormanda daralma meydana getirir. Bilimsel daha önce yapılan çalışmalar sonucu ölçümlenerek ortaya konulmuş böylede bir gerçek var.

Müstakil evi olan insanlar bahçe düzenlemesi yaptıklarında genelde kafalarında ki bahçeye ulaşamıyorlar bunun nedenini ne olarak görüyorsunuz? Bahçe düzenlemesi yapacak olan insanlara ne gibi şeyler önerirsiniz?

Bahçe tasarlamak birkaç sene sonrasını planlamayı gerektirir. Canlıyla uğraşıyorsanız gelecek hesapları yapmak zorundasınız. Ağaç ne kadar büyür, nereye doğru gelişir, gölgesi nereye düşer ve acaba hangi türler bir arada yaşayabilir.. Bunlar yanlış planlandığından amatör birinin bahçesi seneler içinde kabusa dönerken, profesyonel birinin bahçesi zamanla güzelleşir.. Yani “iyi bahçe şarap gibi olandır” diyebiliriz..

Peyzaj tasarımının çevreye ne gibi katkıları var?

Peyzaj çevreyi güzelleştirmenizi sağlar. Bu estetik algınızın sayesinde ruhsal olarak “rekreasyon(yenilenme)” etkisi yaratır. Mesela milli parkların güzel tasarlanması bu yüzden önemlidir. Çünkü insan sürkülasyonu çoktur. Başka pek çok katkısı da vardır.

“310 Adımda Yeni Başlayanlar İçin Bahçe”adlı kitabınızda başlıca anlattığınız şeyler neler?

160 sayfalık bu kitapta “A’dan Z’ye bahçe tasarımı ve tasarımın uygulanmasını yazmaya çalıştım.” Bahçenin alt yapısı, drenajı, toprak, çim, ağaçlar, çiçekler,çalılar, havuzlar, aydınlatma, elektrik, sebze, meyve, şifalı bitkiler gibi çok merak edilen konuları bahçe tasarım çeşitleri, organik üretimi, bahçe bakımı, bahçe yapımı gibi ana başlıklar altında anlatmaya çalıştım. Bu kadar çok konuyu 1,5 ayda özetlemek zor oldu ama kitabın ciddi oranda talep görmesi beni çok sevindirdi. Türkiye gibi bu konuda yeni gelişmeye başlayan bir ülke için bu iyi başarıdır.

cev4

Alacalı Ebruliler kitabınızdan biraz bahseder misiniz?

Alacalı Ebruliler benim 9 yaşından itibaren yazmaya başladığım şiirlerimden derlediğim bir kitap. İçinde 47 şiirim yer alıyor. Saygın edebiyat dergilerinde yayınlanmış çalışmalarımda var. Gelirini Koruncuk Vakfı’na bağışladım. Henüz çocuğum yok ama doğan her çocuk hepimizin diye düşünüyorum. Bu sebeple bağışımında korunmaya muhtaç çocuklara gitmesini istedim. Kitap bu sene yayınlandı. Desteklemek için aylarca bir radyoda geceleri şiir programıda yaptım.. Güzel tepkiler geldi. Destekleyen herkese tekrar teşekkür ederim. Şuan da da bir roman yazıyorum.. Beni takip edenlere büyük bir sürpriz olacak bu roman. Ardından yine bir şiir kitabı daha çıkartacağım. Çünkü; “şiir yazmak aşk gibi mantığınızla durdurup vazgeçebildiğiniz bir şey değil..”

cev5

Yalnıca bir mesleğe odaklanmayıp çeşitli meslekleri bir arada yürütmek sizin açınınızdan zor olmuyor mu?

Açıkçası bazen çok “zor oluyor ama sanırım bu zorlukta bana haz veriyor.” Haftalık uyku saatimden hesap edince günde yaklaşık 5 saat uyuyor, çok uzun saatler sadece düşünüyorum.. Bazen bir eyleme yani yazı ya da projeye dönüştürmeden önce sadece düşündüğüm günler ve geceler oluyor.. İçinde sindirmeden karalanan iş sıradışı bir iş olamıyor bence.. Çünkü artık her işin klasikleşmiş hali var. Dünyayı maalesef biz keşfedemeyiz. O devir bitti. Sıradışı olmak içinde artık dışarıdan ziyade kendinize kapanmanız lazım. Ortaya çıkarmadan önce akılda planlamak önemli. En güzel işler; “zihninizin içinde tamamlayıp sonradan ortaya koyduğunuz işler oluyor.” Yazmam lazım diyerek masa başına geçip yazarsanız o basit bir yazı olur.

Yaptığınız meslekler içerisinde en çok hangisini severek yapıyorusunuz?

Bir mesleğimi diğerinden daha çok seviyorum demem “çocuk ayırmak” gibi bir şey olur.. Her mesleğimde sevdiğim farklı farklı şeyler var.

Hayatınızın dönüm noktası nedir? 

Sanırım “Çocukken Ölümden Dönmem..” Çok az insanın bildiği bir durum bu benle alakalı. Sizede itiraf etmiş olayım.. Bir kere ölümün soluğunu ensesinde hissedince insan her günü son günüymüş gibi dolu dolu ve derin hissederek yaşamak istiyor. Ben bugün ne yapıyorsam en iyisini yapmaya çalışıyorum. İşlerimde erken yaşta ulaştığım popülaritenin temel nedeni budur. Aslında hiçbirimizin çok vakti yok. Hepimiz “parmak izlerimiz kadar özel ve farklı yaşamalıyız.” Ancak o zaman ödül olarak verilen bu yaşamın hakkını veririz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s