Hiçlik Zamanı

Standard

u1

Bazen olur ya aklınıza bir fikir gelir ve kafanızı kemirmeye başlar, sizi adeta ele geçirir ve onu düşünmeden edemezsiniz.

İşte beni de geceninin 3.11’inde uyandırıp düşünmeye sevk eden ve şuan olduğu gibi yazıya dökmeme sebep olan bir fikir, bir teori geldi aklıma.

Beni tanıyanlar bilir fiziğe özellikle de kuramsal fiziğe olan amatör ilgimi. Bu ilgi beni hep merak ve sorgulama içinde bırakmıştır.

Bu yüzden kuram fizik alanında çıkan, gördüğüm her yazıyı okurum. Kendimce cevaplar ararım; Evren nerede ve nasıl patladı gibi sorular içeren cevaplar…

u2.png

Galiba bu gece sorularıma nihayi cevabı olacağı düşünceler ürettiğime inanıyorum.(Genelde cevaplar ve fikirler olmadık zamanlarda anlarda gelir tıpkı A. Newton’un başına düşen elmanın yaptığı etki gibi.).

Zaman bildiğimiz gibi bir olgu değil yani zaman soyut bir kavram değil; zaman uzay ile iç içe geçen ve adına uzay zamanı denilen bir kavram ile somutlaştırılmıştır. Yani evrenimiz, yani Dünyamızın ve diğer her şeyin içinde olduğu siyah kaplı alan uzay zamanıdır. Bu da zamanı somut yapan bir kavramdır.

Bizim zamanımız yani evrenimizin başlaması da büyük patlama ile gerçekleşmiştir. Bu bütün fizik teorilerinde kabul gören nadir bir ortak noktadır.

Şimdi bu düşünceye sahip olunca insan aklı yeni bir soruya geçiyor; evren nerede ve nasıl patladı. İşte burada devreye düşündüğüm teori giriyor, en azından benim için şimdilik tatmin edici oluyor. Stephen Hawking’derki “Büyük patlamadan önce zaman yoktu.”

Benim düşünceme göre evrenimiz patlamadan önce de zaman vardı. Ben bu zamanın adına “Hiçlik zamanı” adını verdim. Yani uzay zamanından ayrı “Hiçlik zamanı” adında özel bir boyut var; bu boyutsal zamanda bizim evrenimiz ve şuan teorilerden ibaret olan diğer evrenlerde yer almaktadır. Yeni zaman bildiğimiz, “365 gün 6 saat ya da 24 saatlik zaman dilimi veya yaşlanmamızın yegâne suçlusu” olmanın bir hayli ötesinde ki zaman.

Bu soruya yanıt bulunca diğer bir soru karşımıza çıkıyor. Evrenimizi oluşturan patlama nasıl oldu?

Bu sorunun cevabı kuantum fiziği ve A. Einstein’ın “Trafik yasası” teorisinde gizlidir. Bilindiği üzere zamanda yolculuk yapmanın tek yolu ışıktan hızlı gitmektir ve A. Einstein’a göre evrende ışıktan hızlı gidecek madde yoktur. Fakat kuantum fiziğinin atom altı dünyasında ki bu dünya atomdan küçüktür, atom altı parçacıkların zamanın herhangi bir yerine gidebildikleri teorileri vardır. Kuantum fiziğinin bu teorisinden yola çıkarak “Büyük patlama”ya neden olan şeyin hatta rengini ve yerçekiminin oluşmasının sebebinin zamanda serbestçe dolaşan iki veya daha fazla atom altı parçacığının tıpkı CERN’deki deneyde olduğu gibi çarpışma olmalıdır. Muhtemelen Hiçlik zamanındaki evrenlerin ve boyutların oluşmasında değişik atom altı parçaların birbirine çarpmasıdır.

Tıpkı atoma kütle verdiği söylenen Higgs parçacığı gibi evrene de şeklini veren parçacıklar olabilir ki CERN deneyinde yeni atom altı parçacıklar tespit ediliyor.

Bu olayı daha basite indirgeyecek olursam Hiçlik zamanın bir odaya atom altı parçalarından birini odadaki patlayıcı gaza diğerini ise elektriğin açılması sonucu çıkan kıvılcıma benzete biliriz. Ve sonuç patlama.

CERN’deki deneyde çarpışan parçacıklar bu etkiyi yapamamış olabilir fakat hiçbir şeyin bulunmadığı Hiçlik zamanında etkisi farklı olacaktır. Bu süreç kendini her zaman tekrarlamaktadır. Ve bir başı ve sonu olmaz.

u3

Evrenimiz Hiçlikten Doğmuş Olabilir Mi?

Big Bang’den önce ne vardı? Bu patlamaya ne yol açtı? Soruları, Tekillik olarak bilinen, aşılamazmış gibi görünen bir engelle karşı karşıya kalır.
Büyük Patlama anında, t=0 anında, ısı, yoğunluk ve evrenin eğimi, hepsi de sonsuza gider. Bu anda bütün fizik kanunları çöker. Bu ana, tekillik denir. Tekilliğe neden olan şey, uzay-zamanı aşmalıdır. Big Bang’den saniyenin çok küçük zamanı sonra tüm evren atomdan bile küçük bir alanda idi. Atom altı ölçeklerde Kuantum fiziği geçerlidir. O halde evrenin tamamına kuantum mu hakimdir? Sorusu doğar. Kuantum, t=0 anının zamansal bir kökeninin olmadığını söyler. Yani t=0 anı diye bir şey yoktur. Genişletirsek kuantumda “zaman” kavramı da yoktur, her şey bulanıktır.

Kuantuma göre, parçacıklar bir boşlukta kendiliğinden belirebilir. Boşluğa “hiçlik” diyebiliriz. Hiçlik, istikrarsızdır, hep hiçlik olarak kalmaz, parçacık üretebilir. Bir boşluk madde ve antimadde üretebilir, maddeye 1, antimaddeye -1 dersek; 1-1=0 olur, 0(sıfır) burada hiçliktir. Yani hiçlikten bir şeyler çıkmış olur. Hiçlik, hiçbir parçacığın olmadığı, bütün matematiksel alanlarının değerinin sıfır olduğu özel bir durumu betimler gibi görünse de gerçekte öyle değildir. Gerçekte hiçlik diye bir kavram olmayabilir.
Belirsizlik ilkesine göre; bir maddenin konumunu ne kadar kesin olarak belirlerseniz hızını –momentumunu- bir o kadar kesin olarak belirleyemezsiniz. Bunun tersi de doğrudur. Örneğin; bir resmi yakınlaştırın, en son, pikselleri görürsünüz ve resim artık ortadan kalkmıştır ve bulanık olmuştur. Bir özelliğe ne kadar yaklaşırsanız diğer özellikler ortadan kaybolur, bulanıklaşır. Bu durum enerji ve zaman için de geçerlidir. Evrende bir şeyin gerçekleştiği zamanı ne kadar kesin olarak bilirsek, o şeyi gerçekleştiren enerjiyi de o kadar az biliriz. Tersi de doğrudur. Bu kuantum belirsizliği, bir alanın değeri ile alan değerinin değişme hızının kesin olarak belirlenmesini de yasaklar. Bu açıdan bakıldığında hiçliğin olmadığı görülür. Hiçlik bütün değerlerin sıfıra eşit olması ise, belirsizlik ilkesi bunu engeller. Hiçbir özellik sıfıra düşmez, özellik, rastgele farklı değerler alan bir bulanıklığa dönüşür.

Evrenimizdeki maddelere pozitif enerji, bu maddelerin kütleçekimine negatif enerji dersek; pozitif ve negatif enerjinin tam olarak birbirine eşit olduğunu görürüz. Evrenimizin toplam enerjisi 0’dır. Eğer evren kendi üstüne çökerse, pozitif ve negatif enerji birbirlerini ortadan kaldırır. Yani evrenin genişlemesinin yavaşladığını düşünelim, bu sayede kütleçekimi baskın gelecektir ve bütün her şey kendine çekilecektir ve bir noktada sıkışacaktır ve bu nokta da tekilliğe dönüşüp kendi kendisini yok edecektir. Evrenin toplam enerjisinin sıfır olması, belirsizlik ilkesine göre, zaman kavramının belirsiz olup sonsuza gittiği anlamına gelir. Bu sayede evren boşluktan olup, varlığını sonsuza dek devam ettirir, anlamı çıkar. Böyle bir evren neden oldu, sorusunun cevabı ise, kuantum şans meselesidir, cevabını alırız.

u4

Kuantum boşluğu denilen kavram, aslında uzay boşluğudur. Bu boşluk gerçek anlamda boş değildir, bir uzay parçasıdır. Evrende boşluk yoktur. Sözde Uzay Boşluğu denilen yer, eğilip esner, enerji alanları ile doymuştur ve sanal parçacık faaliyetleriyle doludur. Peki, bu sözde boşluk nerden geldi? Bir balon düşünelim, balonun yüzeyi uzay-zaman olsun, havasını gittikçe alalım, yarıçapı durmadan düşecektir. Yarıçapı sıfır olduğunda hiçliğe ulaşırız. Bu hiçlikten önce küçük bir boşluk oluşur, çıkar. Kuantum kuramı da bunu destekler. Enerji dolu küçük bir boşluk parçası kendiliğinden varlığa bir tünelleme yapar. Elinize bir lastik alın ve onu gerin, gerdikçe uygulayacağı kuvvet artacaktır, yani kütlesi artacaktır, yanı sıra tepme kuvveti de –fırlama kuvveti de- artacaktır. Bu sayede bu küçücük boşluk genişlemiş ve enerji miktarını arttırmış olacaktır. Sonrasında Big Bang olarak patlayacaktır. Hiçlikten, boşluğa, ondan da maddeye dönüşüm söz konusudur. Hiçlikten boşluk çıkması, kuantum tarafından doğrulanmıştır. Boşluktan madde olması ise şişme kuramı tarafından doğrulanmıştır.

Bu şimdilik benim bulduğum sonlu ve başlangıçlı Hiçlik zamanı teorim. Umarım bir gün teorim kanıtlanır.

Uykusuzluğumun sebebini yazıya döktüğüme göre rahat bir uyku uyuyabilirim…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s